3, 44, 220.
Oidipus, Laios ve İokaste / Cem, Akın ve Gülcihan
Rüstem ve Sührab / Cem ve Enver
Kırmızı Saçlı Kadın, M.Ö.429 yılında yazılmış olan Kral Oidipus tragedyası ile M.S.977-1010 yılları arasında yazıldığı tahmin edilen Rüstem ve Sührab destanında anlatılan baba-oğul çatışmasını, Oidipus kompleksini, Cem’in trajik yaşamı ile benzeştirerek, kader, tarihin tekerrür edişi gibi kavramları tartışmaya açıyor.
Kırmızı Saçlı Kadın’da anlatılan zaman dilimi -üç kuşaktan ortancası- Cem’in 17 yaşı ile yaşamının son bulduğu ana kadarını kapsıyor.
Üç kısımdan oluşan Kırmızı Saçlı Kadın’ın ilk kısmında Cem’in ilk gençlik yılları anlatılırken ikinci kısmında ani bir sıçrama ile Cem’in orta yaş dönemine geçiş yapılıyor. Üçüncü kısım ise Gülcihan’ın -Kırmızı Saçlı Kadın- monolog konuşması ile hikayeyi bir de Gülcihan’dan dinliyoruz ve Kırmızı Saçlı Kadın romanı son buluyor.
Cem, ‘80 yıllarda işkenceye maruz kalmış Marksist bir babanın oğludur ve Freud’un teorisinin aksine babasına düşkün bir çocuktur. Cem henüz 17 yaşındayken babası evi geri dönmemesine terk eder. Birçoğuna nazaran kalburüstü bir yaşam sürerken, Akın’ın gidişiyle, Cem’in düzeni altüst olur. Annesi ile Gebze’ye, teyzesinin yanına taşınır. Kuyu ustası Mahmut Usta ile de Gebze’de tanışır.
Mahmut Usta, Cem’e yanında çalışması için iş teklifinde bulunur. Cem’de iş teklifini kabul eder. Kendisine Akın’dan, Enver’e de kendisinden sirayet edecek olan Oidipus kompleksi de Mahmut Usta’yla yollarını kesiştiğinde başlıyor.
Öngören’de kuyu kazımı esnasında, henüz 17 yaşında iken Gülcihan ile karşılaşır. Gülcihan: Maoist, göçebe tiyatroda çalışan bir sahne sanatçısıdır. Ve yıllar önce Cem’in babası Akın ile ilişki yaşamıştır. Cem ile Oidipus’un benzerliği de ilk olarak Cem’in Gülcihan’a kapılması ile karşımıza çıkar.