Derin bir yaşam felsefesi.
9/10
·992 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Çürümüş dünyanın herkesi vasata alıştırdığı bir dönemde. İdealist ve kendine güvenli bir mimarın hayatını aktarmış Ayn Rand. Bu öyle bir dünyadır ki yeniliğe ve orijinalliğe yer yoktur. Herkes zamanında yapılmış diye eski stil binalar tasarlayıp onlara taparken Howard Roark bütün engellere rağmen kendi çizgisinde yürüyen bir mimardır. Onun şaşırtıcı hayatını kurgulamış Ayn Rand. Kendi ideolojisini okurlarına burada yavaş yavaş işlemiş. Howard Roark net bir adamdır. Her şeyde nettir, tasarlayacağı binaların en ufak bir detayının bile değiştirilmesi onu çileden çıkaran bir etkendir. Aynı okulda okuduğu Peter Keeting gibi gösterişe, şatafata ve ilgiye muhtaç değildir. Sade bir hayat yaşar ve duygularını göstermeyi sevmez. Öyle ki her reddedildiğinde yeniden işine sarılır. Onu fark ettiklerinde yıldırmaya çalışırlar, herkes dört koldan onu çökertmek için elinden geleni yapar. Bu sırada aşık olur fırtınalı bir ilişkisi olur Dominique Francon ile. Dominique onu çok iyi anlar, bu dünyada bu karakterde olmaya devam ederse asla tutunamayacağını söyler ona. Hatta bazı işlerine o engel olur. Fakat Howard Roark bildiğinden şaşmayan kendi doğrularına harfiyen uyan bir adamdır. Gerçekten de bu dünyanın basitliği övüp yücelttiğini, orijinal ve yaratıcı insanların hor görülüp değersizleştirildiğini. Alışılagelmiş düzenin aslında en büyük kaos olduğunu o kadar iyi anlatıyor ki kitap. 977 sayfa su gibi akıp gidiyor, öyle güzel bir romandır. Bu kitabı okuduktan sonra 1949 yapımı filmini de izlemenizi tavsiye ederim. Mahkeme sahnesi çok vurucu çekilmiş. Hayatın Kaynağı'nı kolay kolay unutamayacaksınız. Gerçekten de toplumun aynasını bize göstermiş Ayn Rand.
Duygu ve Düşünce
Hayatın KaynağıAyn Rand · Pegasus Yayınları · 20213,736 okunma
Eğitimin Sosyo-Kültürel Şahsiyet Kazandırmasındaki Etkisi
6/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2025 174. kitabı
Eğitimin sosyo-kültürel şahsiyet kazandırmasındaki etkisini eğitim uygulamaları üzerinden tartışacak olursak okulda yapılan eğitim uygulamalarının öğrenci üzerinde ileride kazanacağı sosyo-kültürel şahsiyet üzerinde ne kadar etkili olduğunu görürüz. Sosyalleşme açısından bireyin ilk sosyalleştiği yer ailesidir fakat en güçlü sosyalleşme okullarda yaşanır ve okullarda uygulanan eğitim uygulamaları bireyin topluma sosyal bir varlık olarak kazandırılmasında büyük rol oynar. Eğitim verilen öğrencinin tam gelişmemiş olan sosyal şahsiyet ve statü anlayışını vereceğimiz eğitim ile şekillendirebiliriz. Ayrıca okulda kazandırılan sosyo-kültürel şahsiyet ile bireyin toplum içindeki sosyal aktivitelere aktif bir şekilde katılmasını sağlarız. Okulda yapılacak olan çeşitli kaynaştırma aktiviteleri ile bireyi sosyalleştirebilir ve toplumda sosyal bir varlık olarak yer almasını sağlayabiliriz. Ama bu sadece eğitim ile olacak bir şey değildir. Eğitim sosyo-kültürel şahsiyet kazandırmadaki en büyük etkendir lakin tek değildir. Kalıtım ve bireyin kendi öz benliği kazandırılmak istenen sosyo-kültürel şahsiyete uygun olmalıdır. Birey, eğitim uygulamaları ile kazandırılacak olan sosyo-kültürel şahsiyete uygun değilse ona göre bir program düzenlenmelidir. Grup Araştırması eğitim uygulamalarının sosyo-kültürel şahsiyet kazandırmadaki en büyük destekçisidir söylenebilir. Yapılan grup araştırmaları ile bireyin toplumda ve ayrı ortamlarda rahatça sosyalleşebilmesi kolaylaşır. Birey, kendisine uygun bir yöntem ile yapılan eğitim uygulamaları sayesinde toplum içerisinde sosyalleşir. Ayrıca verilen eğitim sayesinde toplumun var olan kültürü bireye aktarılacağı için topluma uygun değerlere sahip olması kolaylaşır. Sosyolojide önemli birisi olarak bilinen ve yaptığı sosyolojik tetkikler ile
Kitap, İnceleme, Tahlil
Eğitim ve SosyolojiEmile Durkheim · Cem Yayınları · 202011 okunma
Reklam
"İroni iyidir, ama hissetmek kadar değil."
9/10
·283 syf.··
2024 28. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2024 19:32
Matt Haıg'in bu harika kurgusu daha ön sözünden itibaren diğer kitaplardan ayrılıyor. Beni en çok etkileyen kısımlardan biri de bu ön söz oldu. Kitapta dünya dışı bir varlığın özel bir görev icabı bir matematik profesörünün yerine geçerek dünyada yaşadıkları anlatılıyor. Kitap kurgu boyunca hep bu yaratığın ya da uzaylının dilinden anlatılmış ve kitabın ön sözü dahi bu uzaylının diğer uzaylı arkadaşlarına ithafen yazılmış. Bu da kitabı okurken sizin de kendinize farklı bir tür gözüyle bakmanıza yardımcı oluyor. Daha ilk sayfalardan itibaren kitabı büyük bir zevkle ve gülümseyerek hatta yer yer kahkaha atarak okudum. [Belki ben gülmeyi sevdiğim içindir ama birçok okuyucunun da bahsettiğim satırları okurken en azından dişlerinin gözükeceğine eminim :)] Yine kitabın en güzel yanlarından biri de hiçbir sayfasında sıkılmıyor olmanız. Kitapta felsefi sorgulamalar da var yazarın edebi yeteneğini görebileceğimiz paragraflar da fakat bunların hiçbiri okurken insanı bunaltacak seviyede değil. Bunların dışında kurgudaki karakterin din konusundaki yorumlarını bazen rahatsız edici bulduğumu da söylemeliyim. Aşk konusundaki yorumları ise olağanüstüydü. Bu müthiş aşkı yaşayan karakterin dünya dışı bir varlık olması ise harika bir ironi :) Karakterin bir cümlesiyle incelemeyi bitirelim : " Kendimi asal sayılarla avutmaya çalıştım. 73. 131. 977. 1213. 83719. Hepsi aşk kadar bölünmezdi, bire ve kendine bölünebilirdi ancak."
Edebiyat
İnsanlarMatt Haig · Domingo Yayınları · 202314,8bin okunma
9/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2024 39. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2024 20:01
Edebiyat tarihinde Büyük İskender'i konu alan birçok eser mevcut fakat en bilineni Fars edebiyatının ünlü şairi Firdevsi'ye ait. Firdevsi'nin İskendernâmesi Gazneli Mahmut'a sunduğu 'Şâhnâme'nin içinde yer alıyor. Kitabı hazırlayan Nimet Yıldırım büyük bir emek ve özveriyle İskendername'yi biz okurlarına sunmuş. Çok severek okuduğum bir kitap oldu. Uykumdan feragat ederek merakla okudum, diyebilirim. Büyük İskender, Makedonyalı İskender, İskenderi Zülkarneyn gibi isimlerle anılan İskender MÖ. 356 yılında Makedonya'da doğmuş. Firdevsi bu eseri 977 ila 1010 yılları arasında yazmış. Firdevsi'ye göre İskender'in annesi (Makedonyalı Filikos'un kızı) İran hükümdarı Dara'nın eşidir. Darâ, İskender'in annesini İskender'e hamileyken -kadının ağzının kokması sebebiyle- Makedonya'ya geri göndermiştir. Sonrasında İskender hükümdar olunca Balkanlardan başlayıp Anadolu'yu, İran'ı, Hindistan'ı ve daha birçok yeri Çin'e kadar egemenliği altına almıştır. İşte biz de İskendername'de onun kahramanlıklarını, başından geçen maceraları ve seyehatlerini okuyoruz. Hindistanlı hükümdar ile savaşırken demirden at ve savaşçı yapması, yumuşak ayaklılar ülkesine gidip ejderhayı öldürmesi, savaşçı kadınların bulunduğu Herom ülkesine gitmesi, Hızır ile karanlıklar ülkesine gidip ölümsüz olma arzusuyla hayat çeşmesini araması, kuşlarla ve ağaçlarla konuşup ölümünün yakın olduğunu öğrenmesi, Kur'an'da da yer alan Ye'cûc ve Me'cûc insanları rahatsız etmesin diye Yecüc ve Mecüc seddini inşa etmesi benim dikkatimi çeken kısımlardı. "Ben dünyada görmediğim ve erişemediğim hiçbir yer kalmasını kesinlikle istemiyorum" diyerek Kahramanın yolculuğunu okuduğumuzun farkına varıyoruz. Gerçeklik ve olağanüstülüğün iç içe geçtiği bu eseri okurken Gulliver'in Gezileri, Yüzüklerin Efendisi gibi pek çok eseri
İskendernâmeFirdevsi · Kapı Yayınları · 202435 okunma
5/10
·376 syf.··
2023 36. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2023 15:22
YORUM 1 Merhabalar Ceviz kraliçenin aşklı müritleri. Nasılsınız? Mart ayı nasıl geçiyor? Çoook ama çok konuşulan bir kitavın yorumu ile geldim size. 977 bin değerlendirme ile 4 puan almış bir kitap ve yazarı şu sıralar çok ünlü. Tabi illaki bir okumam gerekiyordu. Aşk romanları gereğinden fazla abartılıyor. Çünkü aşka aşık kişiler en küçük aşk nüansını beğenmeye hazırlar. Kitabın bilim kadını (profesör ünvanlı) tarafından yazılması ayrıca ilgi çekici. Bir akademisyen olarak söylemeliyim ki akademi camiasında paso seriler yazmaya yetecek kadar vaktiniz olmuyor. Ancak yazar akademisyen olduğu için akademik camiadaki durumlar ve doktora programı için söylenen her şey tam tamına doğru. Özellikle doğru tespitleri okurken güldüğümü itiraf edeyim. Olive Stanford Biyoloji'de doktora yapmaktadır. Bir akşam laboratuvarların orda arkadaşı Anh'ı inandırmak için Dr. Adam'ı şak diye öper. Henüz namı haricinde Adam'ı tanımıyordur. Adam ise bu durumun taciz dilekçesi yazmaya gerek olup olmadığı hakkında irdeler. Kısa sürede ikisinin birlikte olduğuna dair haber yayılır. BEĞENDİKLERİM: Yazarın yazım tarzı hakkını vermek lazım çok iyi ve akıcı. Sadece cümle içi ek bilgileri (- ile ayrılmış) fazla kullanıyor. Pankreas kanseri üzerine eğilinmesi cidden çok hoş çünkü çok zor tanısı konan ve genelde kanserin 4. Evresinde kendini gösteren bir çeşit. Bilimsel terimlerle esprili cümleler ayrıca hoşuma gitti. "Hemorajik inme" filan . Olive'in anksiyetik "düşünce trenlerini" okumak komikti. Tamamen felaket senaryoları arka arkaya diziyor. YORUM 2 Yorumlarım her zaman için objektiftir bu anlamda eleltirilerimi de bu yorumda sunuyorum. Çünkü ilk görsele yazılar sığmadı. ELEŞTİRİLERİM:Adam'ın sürekli ne kadar büyük/uzun/dev oluşuna değinilmesi sürekli her yerinin dev gibi olduğundan bahsedilmesi
Aşk HipoteziAli Hazelwood · Nemesis Kitap · 20224,941 okunma
Kırmızı Saçlı Kadın, Orhan Pamuk / Yapı Kredi Yayınları
Puan vermedi·211 syf.··
2022 253. kitabı
3, 44, 220. Oidipus, Laios ve İokaste / Cem, Akın ve Gülcihan Rüstem ve Sührab / Cem ve Enver Kırmızı Saçlı Kadın, M.Ö.429 yılında yazılmış olan Kral Oidipus tragedyası ile M.S.977-1010 yılları arasında yazıldığı tahmin edilen Rüstem ve Sührab destanında anlatılan baba-oğul çatışmasını, Oidipus kompleksini, Cem’in trajik yaşamı ile benzeştirerek, kader, tarihin tekerrür edişi gibi kavramları tartışmaya açıyor. Kırmızı Saçlı Kadın’da anlatılan zaman dilimi -üç kuşaktan ortancası- Cem’in 17 yaşı ile yaşamının son bulduğu ana kadarını kapsıyor. Üç kısımdan oluşan Kırmızı Saçlı Kadın’ın ilk kısmında Cem’in ilk gençlik yılları anlatılırken ikinci kısmında ani bir sıçrama ile Cem’in orta yaş dönemine geçiş yapılıyor. Üçüncü kısım ise Gülcihan’ın -Kırmızı Saçlı Kadın- monolog konuşması ile hikayeyi bir de Gülcihan’dan dinliyoruz ve Kırmızı Saçlı Kadın romanı son buluyor. Cem, ‘80 yıllarda işkenceye maruz kalmış Marksist bir babanın oğludur ve Freud’un teorisinin aksine babasına düşkün bir çocuktur. Cem henüz 17 yaşındayken babası evi geri dönmemesine terk eder. Birçoğuna nazaran kalburüstü bir yaşam sürerken, Akın’ın gidişiyle, Cem’in düzeni altüst olur. Annesi ile Gebze’ye, teyzesinin yanına taşınır. Kuyu ustası Mahmut Usta ile de Gebze’de tanışır. Mahmut Usta, Cem’e yanında çalışması için iş teklifinde bulunur. Cem’de iş teklifini kabul eder. Kendisine Akın’dan, Enver’e de kendisinden sirayet edecek olan Oidipus kompleksi de Mahmut Usta’yla yollarını kesiştiğinde başlıyor. Öngören’de kuyu kazımı esnasında, henüz 17 yaşında iken Gülcihan ile karşılaşır. Gülcihan: Maoist, göçebe tiyatroda çalışan bir sahne sanatçısıdır. Ve yıllar önce Cem’in babası Akın ile ilişki yaşamıştır. Cem ile Oidipus’un benzerliği de ilk olarak Cem’in Gülcihan’a kapılması ile karşımıza çıkar.
Edebiyat
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,2bin okunma
Reklam