Puan vermedi·198 syf.··
2026 24. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 02:06
J. D. Salinger – Çavdar Tarlasında Çocuklar J. D. Salinger’in Çavdar Tarlasında Çocuklar romanı, 16 yaşındaki Holden Caulfield’ın okuldan ayrıldıktan sonra New York’ta geçirdiği birkaç günü anlatır. Ancak romanın odağı olaylardan çok Holden’ın zihni ve dünyayı algılayış biçimidir. Bu yönüyle klasik bir olay örgüsünden ziyade karakter çözümlemesi olarak ilerler. Holden çevresindeki insanları sık sık “sahte” olarak tanımlar; yetişkinlerin kurduğu düzeni yapay ve samimiyetsiz bulur. Bu tavır ilk bakışta güçlü bir bireysellik ve eleştirellik gibi görünse de, aynı zamanda yönsüzlük ve içsel bir dağınıklık hâliyle birlikte ilerler. Holden özgür gibi görünse de aslında belirgin bir yön duygusundan yoksundur; bu sınırsızlık hissi onu bir anlamda korumak yerine dağıtan bir unsura dönüşür. Roman bu açıdan, sınırsızlığın ve rehbersizliğin ergenlik döneminde bireyi nasıl savurabileceğini de gösterir. Holden’ın herkesi eleştirmesi, aynı zamanda ergenlik dönemine özgü bir benmerkezcilik olarak da okunabilir. Kendi acısını merkeze aldığı için başkalarının yaşantısının karmaşıklığını çoğu zaman göremez. Bu durum onu hem çevresine karşı daha sert hem de daha yalnız bir karakter hâline getirir. Öte yandan Holden, içinde bulunduğu toplumun onu “bozduğunun” ya da en azından şekillendirmeye çalıştığının farkındadır; bu farkındalık onun tepkisini daha da keskinleştirir. Romanın önemli arka planlarından biri Pencey Prep okuludur. Bu kurum yalnızca bir eğitim alanı değil, aynı zamanda dönemin başarı anlayışını, disiplinini ve ayrıcalıklı sosyal çevresini temsil eder. Holden’ın burada da kendine ait bir yer bulamaması, yalnızca bireysel bir uyumsuzluk değil, toplumsal kalıplarla yaşadığı çatışmanın da bir göstergesidir. Bu noktada roman, Amerikan Rüyası üzerinden de okunabilir. Başarı,
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,2bin okunma
Özlemeyi Bırakanlara..
Puan vermedi·198 syf.··
2026 10. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 20:22
Uzun zamandır kitaplığımın "en yakın zamanda okunacaklar" köşesinde bekleyen, her defasında elim gidip geri bıraktığım bir yapıttı J. D. Salinger'ın Çavdar Tarlasında Çocuklar 'ı. Onu raftan indirmeme vesile olan şey ise, John Fowles ’ın muazzam eseri Koleksiyoncu oldu. Koleksiyoncu’daki o klostrofobik, saplantılı atmosferde bu kitaba yapılan atıf, bende ani bir merak uyandırdı ve kendimi Holden Caulfield’ın dünyasına adım atmış buldum. Dürüst olmak gerekirse, edebi yönden -geleneksel anlamda- ağdalı, sanatsal ya da kusursuz bir dil bekleyenleri hayal kırıklığına uğratabilecek bir kitap bu. Salinger, dili bilerek ve isteyerek "yoksullaştırmış". Sürekli tekrar eden kelimeler, "falan filan", "bunu gerçekten söylüyorum" gibi ergen kalıpları, ilk başta edebi bir çiğlik gibi hissettirebiliyor. Ancak tam olarak bu tercih, kitabın en büyük gücü olan akıcılığı doğuruyor. Sayfalar o kadar hızlı akıyor ki, kendinizi Holden’ın hemen yanındaki koltukta, onun durmaksızın konuşan iç sesini dinlerken buluyorsunuz. Yüzeysel bir bakış açısıyla yaklaşıldığında, karşımızda okuldan atılmış, her şeye burun kıvıran, zengin ve şımarık bir gencin birkaç günlük bunalım hikayesi var gibi görünebilir. "Ergen tribi" deyip geçmek çok kolaydır. Fakat satır aralarına sızdığınızda, Salinger’ın ne kadar derin psikolojik saptamalar yaptığını fark ediyorsunuz. Holden’ın her şeye ve herkese "sahte" (phony) demesi, aslında dünyanın riyakarlığına karşı geliştirdiği bir savunma mekanizması. Onunki basit bir asilik değil; büyümeye, yetişkinlerin o çıkarcı ve maskeli dünyasına dahil olmaya karşı duyulan saf bir dehşet ve varoluşsal bir yalnızlık."Bir şeyleri yapma biçimleri insanı öyle sıkıyor ki, neredeyse kusacak gibi oluyorsunuz." Ayrıca Holden’ın sürekli "Kışın göl donduğunda ördekler nereye gidiyor?" diye sorması,
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İlham ve küçük spermler
Puan vermedi·975 syf.··
2026 1. kitabı
Kitap orijinal değil Marx stirner( Karl marx'ın mektupla düello ettiği filozof) biricik ve mülkiyetinden ilham alınan sperm tanesi ilhamı yabana atmayın birçok sperme gebe kalabilir. kitap amacına ulaşmamış kitabı okuyanlar insanları ikiye ayırmış bu kitabı okuyanlar ve okumayanlar diye ortada gene özgünlük Yok!! Bu zamana kadar okuduğum kitapları pazar yerine indirip içlerinden bir tanesini alıp kıbleye koyup önünde iki rekat namaz kılacak kadar secdeye kapanmadım övgü verdiğim kitaplar olduğu gibi eleştiri yaptığım kitaplar oldu hatta aynı kitapda hem eleştirdiğim hem övdüğüm argümanlar oldu Marx stirnerin biricikliğin üzerindeki tortuların kaldırılmasını salık vermesi başka bir zaman diliminde 980 sayfalık roman oluyor:) kitabı ısrarla plato yayınevi ile müteahhit kankası Ali Ağaoğlu olan Sinan Çetinin tavsiye etmesi tuhafıma gitti şimdi rahmetli Thedor adorno'yu anmadan geçmemek lazım onun kültür endüstrisi ve oyun kurucu aktörleri birden aklıma geldi zira
Hayatın KaynağıAyn Rand · Plato Film Yayınları · 20133,737 okunma
9/10
·976 syf.··
2026 6. kitabı
4.8 Nasi baslicam no idea AMA cok guzel bi yolculuktu resmen yani okurken çok zevk aldım ve dizi gibi hissettirdi. Feminist fantasy at its finest YANI Bayildim AMA tek eleştirim bence kitap 200 sayfa kisaltilabilir 980 sayfa nedir. Ve ve sonuç bölümü uzayabailirdi yani 20 sayfada çözümlendi Yine de sürekli düşünüyorum bebeklerim benim her karakterle ayrı ayrı bag kurdum.
Portakal Ağacı ManastırıSamantha Shannon · Pegasus Yayınları · 202523 okunma
Karanlıkta ışık olmak!
Puan vermedi
Vera A. Smirnova’nın Doğunun Bilim Güneşi: İbni Sina kitabı, yalnızca bilginin yaşam öyküsünü anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda çağın düşünsel iklimini, iktidar–bilim ilişkisini ve bilginin bedelini de gözler önüne seriyor. Kitap, İbni Sina’yı efsaneleşttirmeden, onu tarihsel koşulları içinde, çelişkileriyle ve cesaretiyle ele alıyor. İbni Sina, 980 de Buhara yakınlarındaki Afşana’da dünyaya gelir. Küçükken Buhara’ya taşınır bu onun kaderini belirleyen ilk kırılmadır. Smirnova’nın da vurguladığı gibi Buhara, yalnızca bir şehir değil, dönemin en önemli bilim ve kültür merkezlerinden biridir. Daha 12 yaşında fakih toplantılarına katılan, Kur’an’ı ezbere bilen ama aynı zamanda öğretmenlerini sorularıyla zorlayan bir çocuktan söz ediyor. Bu noktada yazar, İbni Sina’nın sorgulayıcı karakterini öne çıkararak onun erken yaşta dogmatik düşünceyle arasına mesafe koyduğunu gösterir. Babası Abdullah’ın Karmatilerle olan düşünsel yakınlığı da bu sorgulayıcı zemini beslemiştir. Toplumsal eşitliği savunan bu akımın etkisiyle, İbni Sina yalnızca metafizik ya da tıbbi meselelerle değil, toplumun yapısıyla da ilgilenen bir düşünür olarak şekillenir. Abdullah en-Natili’nin onun ilk öğretmeni olması, Farabi, Bekr er-Razi, İshak el-İsrailî ve Ali bin Abbas gibi isimleri erken yaşta okuması, Smirnova’nın anlatımında bir “bilim işçiliği” metaforuyla açıklanır: Altın arayıcılarının tonlarca kumu eleyerek birkaç parça ışıltıya ulaşması gibi, bilginin de ancak büyük bir emekle elde edilebileceği vurgulanır. İbni Sina bunu henüz 17 yaşındayken başarmıştır. 994 ile ünlü bir hekim olarak tanınır ve 995’te Samanoğulları hükümdarı Emir Nuh bin Mansur’u tedavi etmesi, onun siyasal iktidarla ilk ciddi temasını sağlar. Ancak Smirnova’nın çizdiği İbni Sina, iktidarla uyumlu değil, mesafeli ve
İbni SinaVera Aleksyevna Smirnova · Etkin Yayınevi · 2005128 okunma
Puan vermedi·500 syf.··
2025 182. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2025 21:12
Sema Soykan // Keşke •Merhaba arkadaşlar, Bitirdiğimde etkisinden uzun süre çıkamadığım bir eserle geldim. Her sayfası hem kalbe hem akla dokunan, derin bir yolculuk sunuyor okurken geçmişle bugün, tarihle duygular, aşk ile toplumsal gerçekler iç içe geçiyor. •Kitap, sadece bir roman değil aynı zamanda Türkiye’nin eğitim ve toplumsal tarihine dair de önemli bir bakış sunuyor. Özellikle Köy Enstitülerinin önemini, verilen eğitimin bireylere ve topluma katkılarını ustalıkla anlatıyor. 1940’tan 1980’e uzanan dönemdeki birçok toplumsal olaya değiniyor(980 darbesi, Deniz Gezmiş olayı, Adnan Menderes dönemi ve daha birçok önemli olay)ama ana odağı Köy Enstitüleri ve onların idealleri oluyor. •Bütün bu tarihsel çerçeve, Fikret ve Sabia (Nedret) arasındaki aşk hikâyesi üzerinden işleniyor. Bu iki genç, Köy Enstitüsü yıllarında tanışır ve birbirlerini derinden sever, ama hayat onları ayırır. Aradan geçen yıllar, farklı yollar ve engeller onları koparsa da, beklenmedik bir anda, çocukları vesilesiyle yeniden bir araya gelir. •Kitabın her sayfası, bazen bildiğimiz, bazen hiç duymadığımız olaylarla dolu ve hepsi yüreğimize işliyor. Acılar, hasretler, sevgiler, kırgınlıklar ve yanlış anlamalar romanın dokusunu oluşturuyor. Kitabın adı “Keşke”, belki de en çok bu noktada anlam kazanıyor daha fazla “keşke” dememek için yazılmış bir eser gibi. Sonuç olarak eser sadece bir aşk hikâyesi değil eğitim, tarih, toplumsal olaylar ve insan ilişkileri üzerine düşündüren, akla ve kalbe dokunan, unutulmaz bir roman. Kitapla Kalın
Alıntı
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,007 okunma