Sema Soykan // Keşke
•Merhaba arkadaşlar,
Bitirdiğimde etkisinden uzun süre çıkamadığım bir eserle geldim. Her sayfası hem kalbe hem akla dokunan, derin bir yolculuk sunuyor okurken geçmişle bugün, tarihle duygular, aşk ile toplumsal gerçekler iç içe geçiyor.
•Kitap, sadece bir roman değil aynı zamanda Türkiye’nin eğitim ve toplumsal tarihine dair de önemli bir bakış sunuyor. Özellikle Köy Enstitülerinin önemini, verilen eğitimin bireylere ve topluma katkılarını ustalıkla anlatıyor. 1940’tan 1980’e uzanan dönemdeki birçok toplumsal olaya değiniyor(980 darbesi, Deniz Gezmiş olayı, Adnan Menderes dönemi ve daha birçok önemli olay)ama ana odağı Köy Enstitüleri ve onların idealleri oluyor.
•Bütün bu tarihsel çerçeve, Fikret ve Sabia (Nedret) arasındaki aşk hikâyesi üzerinden işleniyor. Bu iki genç, Köy Enstitüsü yıllarında tanışır ve birbirlerini derinden sever, ama hayat onları ayırır. Aradan geçen yıllar, farklı yollar ve engeller onları koparsa da, beklenmedik bir anda, çocukları vesilesiyle yeniden bir araya gelir.
•Kitabın her sayfası, bazen bildiğimiz, bazen hiç duymadığımız olaylarla dolu ve hepsi yüreğimize işliyor. Acılar, hasretler, sevgiler, kırgınlıklar ve yanlış anlamalar romanın dokusunu oluşturuyor. Kitabın adı “Keşke”, belki de en çok bu noktada anlam kazanıyor daha fazla “keşke” dememek için yazılmış bir eser gibi. Sonuç olarak eser sadece bir aşk hikâyesi değil eğitim, tarih, toplumsal olaylar ve insan ilişkileri üzerine düşündüren, akla ve kalbe dokunan, unutulmaz bir roman.
Kitapla Kalın