Öncelikle neden ismi beyaz geceler bu bilgiyi ekleyeyim de dursun diye yazıyorum: Rusyanın kışı hep karlı geçmesi nedeniyle kış boyunca tüm sokaklarda kar oluyordu, hikayenin de asıl gece zamanı geçmesi nedeniyle bu isim verilmiş.
Dostoyevsky nin ilk kez hikaye türündeki yapıtlarını okudum, gayet kendi tarzını yansıtan güzel hikayeler olarak buldum. Neredeyse her hikaye de çıkıntı kişiler vardı, okuduğum romanları da düşünürsek orada da bu tarz kişiler vardı. Acaba bilerek abarttığı kişiler mi yoksa benzer karakterlerden mi yola çıkıyor merak ettim.
Hikaye olduğu için galiba bir çok karakterde derinlemesine bir giriş görmedim, zaten dostoyevsky nin bu girişleri sayfalarca sürüyor bu da hikayeyi hikaye olmaktan çıkarırdı. Bu nedenle okuması çok kolay geldi, araştırmadım ama belki de yazdığı zaman daha acemilik zamanıydı vs vs bir çok şey olabilir :)
Kendimce bir incelemeye başlamam gerekirse sadece ilk hikaye üzerine yani beyaz geceler üzerine yorum yapmak istiyorum, her ne kadar karakterle çok zıt olsam da bazı konularda kendimle çok bağlantı kurdum, bu çok hoşuma gitti. Bazı yaşadığım durumların sadece bana özgü olmaması içimi rahatlattı.
Adamın aşık olmayacağım sözüne inanan oldu mu? O sözü verdiği anda aşık olduğunu anlamıştım :)
Uzun bir aradan sonra bir kitap kritiğine katıldım, zaten bu kitabı o nedenle okumuştum, başka bir ifadeyle uzun bir aradan sonra kitap okumak için kendime bahane yarattım, yoğunluk nedeniyle kültürel zevklerden uzak kalmak üzücü. Yetişkinler bu nedenle galiba hep öğrenci olsam diyor(ki ben hala öğrenciyim), neyse geri dönmem gerekirse: ilk hikaye her ne kadar aşk hikayesi gibi gözükse de aşk aslında kullanılan bir araç, kaçış için. Ana karakterimiz yalnızlıktan kaçmak istiyor, sevilmek istiyor, hayatında biri olsun istiyor ve ona bunu