وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَاْلاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ
BU âyet-i uzmanın sırrıyla, insanın bu dünyaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi; Hâlık-ı kâinat'ı tanımak ve ona iman edip ibadet etmektir. Ve o insanın vazife-i fıtratı ve farîza-i zimmeti, marifetullah ve iman-ı billahtır ve iz'an ve yakîn ile vücudunu ve vahdetini tasdik etmektir.
(Şualar 99.sh - Risale-i Nur)
"Ne zaman ki yer müthiş bir sarsıntıyla sarsılır. Ve yeryüzü bütün ağırlıklarını dışarı çıkarır. Ve insan ‘Ne oluyor buna?' der. O gün yeryüzü, üzerinde herkesin ne iş yaptığını haber verir. Çünkü Rabbin ona konuşmasını emretmiştir." Zilzal Sûresi, 99:1-5.
"Gafûr olan Rabbimiz dilediği zaman hataların üstünü öyle örter ki hatayı işleyenin kendisine bile unutturur da kişi Rabb'inin huzuruna vardığında yapıp ettiklerinin fecaatinden mahzun olmaz. Hatta bu unutturulma sayesinde kendi vicdanı karşısında hissedeceği ezikliği dahi yaşamaz; o günahı hiç işlememiş gibi olur. Hayatından izi ve tesiri silinir. İşte gufran böylesine muazzam bir bağışlamayı ifade eder."
"Vakıa suresinde neredeyse baştan sona kadar Rabbimizin kâinatın işleyişindeki güç ve azameti anlatıldıktan sonra surenin "O halde Azim olan Rabb'inin adını tesbih et!" ifadesiyle sona ermesi bunca nimetlere şükredebilmek için Rabbimizi Azim sıfatıyla zikretmek gerektiğini gösterir."
"İnsanların haklarına tecavüz eden, ticarette ve siyasette zulüm düzeni kuranlar halim selim (sabırlı ve düzgün) insanları beceriksiz ve zavallı görür, onlarla alay ederler. Hz. Şuayb'ın kavminin yaptığı gibi... Oysa sonuçta kazanacak olanlar kendi tepkilerini başkalarından gördüğü muameleye bağlamayan ve ahlâkî tutarlılığını koruyanlardır."
Irk denilen uyduruk kavramın biyolojik bir gerçek olmadığı önyargılarımıza ters geliyor. Kalıtımsal yapımızın %99,9'u aynı, kalan %00,1 göz, cilt rengi, boy ve kalıtımsal hastalıklarla ilgili.