Bazen bir şey içinde kendimizi unutmayı başarırız; ama dünya içinde kendimizi nasıl unutabiliriz? Bu olanaksızlık o acının tanımıdır. Bu acının yakaladığı kimse hiçbir zaman iyileşmeyecektir, evren tamamıyla değişse bile. Değişmesi gereken yürekdir, oysa yürek değişmez; onun gözünde, var olma’nın da tek bir anlamı vardır: Acısına gömülmek – gündelik bir nirvanaya varma talimi onu gerçeksizliğin algısına yüceltene dek…
“Bir ömür bitebilir,” diyordu. “İnsan ölebilir, çıldırabilir. Bir enkaz, bir çöp, bir iskelet, bir ölü olabilir. Fakat yalansız yaşayamaz. Ölüm bile arkasında dayanacağı bir yalan olmazsa tahammülsüz bir şey olur.”
Eşyanın süküneti , değişmez manzarası onun için hayatta bir teselli zevk kaynağıydı . Bir insan , en yakınımız bile, çarçabuk değişebilirdi . Fakat eşya , dalgın ve daüssılalı uykularından hep aynı kalırdı . Bir saksının, bir sedirin , bir masanın , bir duvar veya kapının değişmesi imkansızdı . Eşyanın açık , dost , her zaman için güvenilir çehereleri!..