Ben okudukça biraz duygusallaştım Tanrım
Ben okudukça biraz da yalnızlaştım Tanrım
Ben okudukça biraz da arsızlaştım Tanrım
Yok bu böyle olmadı. Yalan söyledim Tanrım! Her şeyi bilen sana yalan söyledim! Ben okudukça çok duygusallaştım Tanrım! Gözlerim görmez oldu, kulaklarım duymaz! Ben ya sahici ben oldum ya da sahici sen oldum! Sen de bana, bize yalan söyledin mi Tanrım! Ne, hiç mi söylemedin! Ah Tanrım ah! Ben okudukça biraz yalnızlaştım demiştim ya hani. Yok Tanrım, yalandı o. Ben çok ıssızlaştım. Kıllarım diken diken oldu, vücudum lal! Elif Ba’nın, Elif’i gibi oldum Tanrım! Hani vardır o dağ, bayır, tepe, ova... insansız, inşaatsız ama cansız olmayan. Öyle eser ya orda, üşürsün! Sahi sen de üşür müsün sevgilim, Tanrım! Ben üşüdüm, üşürken de titredim. Bilmiyorum, titredim. Ben okudukça biraz da arsızlaştım demiştim hani. O en büyük yalandı Tanrım! Ben arsızlaşmadım; ben ahlaksızlaştım! Üzgünüm Tanrım, sana layık değilim. Ama sensiz de çaresizim. Kızma Tanrım, adındır Allah, dilimdendir sözlerim, çıkar ağzımdan Tanrım diye ahhh ahhh! Gözlerim günahla dolu, kalbim imansız! Ellerim gider harama, yanlışsa yaz banaaaa bana. İstedim, istedim Tanrım, ben istedim günahı. Tatlı geldi, sevdim, vazgeçemedim. Ama sanma ki her anı zevk ile geçer idiydi, yok Tanrım yoook; zevkini yaşarken acısını da yaşardım da acı kahve tadı verirdi, dilim damağım zehirlenirdi. Pişman mıyım? Galiba pişmanım Tanrım, sanırım, zannediyorum. Yok pişmanım Tanrım. Bu doğru, yalan yok. Cezasını öyle bir verdin ki yüzüm kızardı, utandım, isyan ettim. Sana değil Tanrım, banaaaa bana. Kendime sövdüm, saydım. Ama anladım da anladım !
Nejat İşler’i okurken bir garip oldum. Aklımdaki halinden herhalde. Kitabı okurken, Kaybedenler Kulübün’ü izler gibiydim. Ne bilim, öyle hissettim. Biraz da meyilliyim ben