Anıl Haznedar

Anıl Haznedar
@AHaznedar
İnstagram @haznedaranil

Anıl Haznedar

, bir kitap okudu
10/10
·1210 syf.··
Beğendi
·
2019 6. kitabı
Erol Mütercimler
9.5/10 · 341 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
7/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2019 5. kitabı
Hevesli bir uzay meraklısı, bilim tutkunu, bilinmeyene düşman değil de ilgi duyan biriyseniz Jules Verne kitapları tam size göredir. Jules Verne, kalbi ve zihni dünya ve gezegenimiz ile atan birisi. Bu ihtiraslarını yazıya dökerek insanlara da aşılamayı başarmış. Bugün dahi bizlerin sayısız kez anlatarak yapamadığını o sadece bilimsel öykülemesiyle yapmayı başarabiliyor. Gördüğünüz ve duyduğunuz zaman, bilmem kaç kere de okumuş olsanız yine tekrar ve tekrar okumak istiyorsunuz. Ay’a Yolculuk da böyle bir roman aslında. Gökyüzüne bakıp da ötesini merak etmeyenimiz yoktur sanırım. Gökyüzüne bakmak bize sonsuz bir dinginlik verir. Arzın üzerinde ne kadar küçük ve yalnız olduğumuz düşüncesi ağır basar. Ancak gündüzlerin kralı Güneş, geceleri yerini karanlıklar prensi uydumuz Ay’a bırakır. Kendimizi en yalnız hissettiğimiz an gece vakitleridir. Ürperti ve korku duyguları karanlıkta benliğimizi sarar. Daha önceden dinlediğimiz korku dolu hikayelerin o an aklımıza geldiğini fark ederiz. Bu vakitlerde Ay’a baktığımız zamansa acaba Dünya’da yalnız mıyız sorusu aklımıza gelir. Uzayda bir tek canlı türü biz miyiz? Evren sadece bizim için mi var? Tüm bu sorular bugün olduğu gibi gelecekte de merak konusu olacaktır. Ancak geçmişte de merak konusu olmuştur. Mesela evrendeki her şeyin Dünya’nın etrafında döndüğü düşünülüyordu. Tanrı’nın evrendeki sair her şeyi Dünya ve Dünyalılar için var ettiği varsayılıyordu. Ancak Galileo adında bir adam, küçük bir mercekten gökyüzüne bakınca işin aslında sanıldığı gibi olmadığını, Jüpiter’in de etrafında dönen uyduları olduğunu fark eder. Böylece kilisenin otoritesi ciddi anlamda sarsılır. Peki ama uydumuz Ay’ın bizim için önemi nedir? Ay’ın karanlık yüzü diye neden çeşitli komplo teorileri üretilmiştir? Ay, yerküre çevresinde bir çember değil
Bilim
Ay'a YolculukJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 200912,5bin okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2019 4. kitabı
Tarihsel süreç içerisinde hepimizin malumudur ki bilimin karşısında hep karşıt bir güç olmuştur. Bu güçler çeşitli dönemler içerisinde farklı isimler almışlardır. Jules Verne kitaplarına baktığımızda da aslında bilimin savunuculuğunu görüyoruz. Bu iddiayı destekleyebilmek için Jules Verne romanlarının yalnızca bilim konulu kitaplar olduğu sonucunu söylemem yeterli olsa bile üstüne ek katlar çıkmayı da pek ala başarabilirim. Mesela, Jules Verne'in romanlarını yazdığı 19.yüzyılın ikinci yarısına bakalım. Bu dönemde bilimin karşısındaki en güçlü muhalefet, din temelli tutucu görüşlerdir. Bunlar bilimi çarpıtarak, geniş halk kitlelerine bilim düşmanlığını empoze ediyorlardı. 20.yüzyıl başlarına geldiğimizde artık din temelli görüşler, özellikle Batı toplumunda etkisini kaybetmişti. Ancak bu sefer de onun yerini, tarihsel mitolojiyi baz alarak ari ırk gibi saçmalıkları iddia eden ırkçı milliyetçi yaklaşımlar alıyordu. Ki biz bunların tamamına genel isim olarak emperyal canavar adını veriyoruz. Bu ırki milliyetçiler, Darwin Teorisi'ne dayanarak tarihsel üstünlük arayışı içerisindeydiler. Ancak bilimi çarpıtarak kendilerine kalkan yapan bu güçlerin, II.Dünya Savaşı'ndan yenik ayrılmalarıyla onlar da bilim karşısında ağır mağlubiyete uğradılar. 20.yüzyılın ikinci yarısındaki düşman ise Sovyetler Birliği’ni ve Ze Dong'un diktatörlüğünü üstlenmiş olduğu Çin Halk Cumhuriyeti'ni etkisi altına alan sahte din Marksizim'di. II.Dünya Savaşı'nda 50 milyon insan hayatını kaybetmişti. Bu iki devletin ülkesinde katlettikleri insan sayısıysa neredeyse II.Dünya Savaşı'nda ölen insan sayısı kadardır. Sadece katledilen insan sayısına baktığıızda dahi bilimin gölgesinde kalmanın Marksizm'in ışığında
Bilim
Dünya'nın Merkezine YolculukJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202412,3bin okunma
8/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2019 3. kitabı
İlkel devirlerde, temenni odur ki insanlar ilk sesleri Güneş'e bakarak çıkarmışlardır. Güneş var edendir, yaşamın kaynağıdır. Güneş varsa ışık vardır, yoksa karanlık. İlk saatin ortaya çıkışı da gene Güneş sayesinde olmuştur. Dünyamızda ilk kullanılan saat Güneş saatidir. Bir kazık, 90 derecelik açı ile yere dikilir ve Güneş'in hareketleri sonucu kazığın gölgesi hareket eder. Böylece gündüz vakitleri bölümlere ayrılmıştır. Ancak buradaki temel sıkıntı Güneş saati ile yalnızca gündüz vakitlerinin belirlenebilmesidir. Peki ya gece ne olacak? Güneş saati Mısırlı kuzenlerimizin icadıydı. Gece vakitleri için kullanılacak olan Su saati de gene bu kuzenlerimizin icadı olmuştur. Daha sonra Kum saati ve Ateş saati icat olmuş. En son ise mekanik saatler ortaya çıktı. 1300'lerin ortalarında ortaya çıkan bu saat türü, günü 24 saatlik dilimlere bölüyordu. Ayrıca zamanı da görsel olarak görebilmemizi sağlıyordu. Bunu başaran kişi ise Giovanni Di Dondi'dir. Sarkaç, sekteli rakkas dişlisi ve ağırlıktan güç alarak açlışan bu saatler, oldukça fazla ağırlıktan oluşuyordu. Zemberek sayesinde küçük boyutlarda olan ve taşınabilir özelliği bulunan saatler geliştirildi. Bunu başaran da Peter Heinlein'dı. Ancak zembereğin de bir kusuru vardı. Zemberek gerildikten sonra üstün performans göstermesi, bunun nihayetinde de performans düşüklüğü yaşamasıydı. Bu da gündebir saatlik aksamaya sebep oluyordu. Bu sefer de Cristiaan Huygens adında bir adam ortaya çıkarak balans yayını icat etti. Böylece zembereğin vücuda getirdiği aksama giderilmiş oldu. Bu arada tabi Dondi'nin tasarlamış olduğu sarkaç ve sekteli rakkas dişlisinden oluşan saatte, saati görmemizi sağlayan kadran yoktu. Bunu da aslında Galileo
Bilim
Zacharius UstaJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,9bin okunma