Anıl Haznedar

Anıl Haznedar
@AHaznedar
İnstagram @haznedaranil

Anıl Haznedar

, bir kitap okudu
7/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2019 9. kitabı
Rita Monaldi
7.4/10 · 38 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·184 syf.··
Beğendi
·
2019 8. kitabı
Bugün dünyamızın geldiği noktaya bakınca, gelecekten umutla söz etmenin ne kadar da manasız olacağını düşünüyorum. Tamam kabul, dinler olmasaydı da insanlar yine birbirlerini öldürürlerdi. Ama elinizi vicdanınıza koyun ve lütfen tarihe bir bakın. İçerisinde dinlerin yer almadığı kaç tane savaş bulabileceksiniz! Suç dinlerde mi? Elbette değil, dinlerin ne suçu olabilir ki? Suç tamamen bizde. Dinlerin taraftarları olan, dinlerin sahibinin sözlerine uymayan bizlerde. Hani güzel bir şarkı sözü var ya, “aşkımı inkar edersen Allah’tan bulasın!” diye. Tanrı’nın böyle bir söz deme gibi bir ihtimali var mı? Doğal olarak olamaz, çünkü Tanrı bizzat kendisi. Müslümanlar, Hıristiyanlara ve sair diğer din mensuplarına karşı acımasızlıkta sınır tanımıyor. Hatta Müslümanlar, Müslümanlara daha da acımasız davranıyorlar. Hıristiyanlar; Müslümanlara, Hindulara, Amerika yerlilerine ve sair din mensuplarına karşı müthiş bir sömürgecilik yarışındalar ve verecekleri acı pek de umurlarında değil. Yahudiler, kendilerini Tanrı’nın seçilmiş çocukları ilan etmişler, tüm dünyaya karşı nefretlerini kusuyorlar. Ve bu diğer tüm dinler için de geçerli. Göksel ya da göksel olmayan... Hepsi ama hepsinin mensupları en nihayetinde kendilerinden olmayanlara karşı her suçu işleme hakkını kendilerinde görebiliyorlar. Bu işte ne Tanrı’nın bir suçu var ne de dinlerin. Aksine hemen hemen hepsi barışı, kardeşliği, iyiliği ve adaleti emrediyor. Evet, belki Tevrat’ta öldür diyor birkaç yerde, ve belki Kur’an’da da... Ama hepsi meşru müdafaa kapsamında öldür diyor. Kendinizi ne kadar hümanist olarak tanımlasanız da biri sizi öldürmeyi amaçlamışsa, buna elbette aynı şekilde karşılık vermeyi istersiniz. Ama biz dinleri
Felsefe
Din ÜzerineArthur Schopenhauer · Say Yayınları · 2023864 okunma
10/10
·716 syf.··
Beğendi
·
2019 7. kitabı
Bilim, bilim romanı dediğin nedir ki gülüm; Jules Verne olmadıktan sonra... Geçtiğiniz günlerde Jules Verne'in doğum günüydü. Tarihe adını bir bilim insanı olmadığı halde öyleymiş gibi yazdırmış, güçlü bir kalem. Genel olarak Jules Verne romanları, çocuk klasikleri diye lanse edilir. Ancak inanın olay o kadar dar boyutlu değil. Evet, tam da çocukların okuması gereken, gelişim evrelerinde bilgiyi sevdirecek, kitaplarla dolu odaları onların oyun alanı haline getirecek kitaplar. Aynı zamanda da büyüklerin de severek okuyacağı, bir sonraki sayfada ne olacağına dair heyecan duyacağı kitaplar. Alfa Yayınları'nın Jules Verne romanları içerisinden dizi haline getirmiş olduğu Olağanüstü Yolculuklar serisi her bireyin kütüphanesinde bulunması gereken türden kitaplar. Eğer çocuğunuz yoksa ilerisi için, varsa çocuğunuz için alıp, kütüphanenize ekleyin. İnanın çok faydasını göreceksiniz. Peki, o halde Esrarlı Ada'yla beraber biz de olağanüstü yolculuğumuza başlayalım. Bazı zamanlar gözlerinizi kapatıp düşünürsünüz. Issız bir adada, yalnız başıma tüm insanlardan uzakta huzur içerisinde yaşasam! Ama bu eskidendi. Artık sıcak sahilleri olan lüks otelleri bulunan adalarda huzur içerisinde yaşamak istiyoruz. Doğal olarak da yaşayamıyoruz. Çünkü ekonomik olarak imkanlarımız buna el vermiyor. Sanırım bir iki nesil daha elvermeyecek. Ancak bir kaza sonucu ıssız bir adaya düşebilirsiniz. Olmayacak şey değil, olabilir! Şimdi, düştüğünüz bu adanın haritalarda dahi yeri olmadığını yani henüz keşfedilmediğini düşünün. Uzun bir süre sonra kimsenin sizden sizin de kimseden haberiniz olmayacak, olamayacak. Ancak yalnız değilsiniz. Yanınızda ilme meraklı bir genç, korkusuz bir denizci, size sonsuz sadık bir köle, aynı sadakette bir köpek, bir gazeteci ve mühendis olarak da siz. Herkesin güçlerini
Bilim
Esrarlı AdaJules Verne · Alfa Yayıncılık · 20183,026 okunma
10/10
·1210 syf.··
Beğendi
·
2019 6. kitabı
Atatürk her zaman akıl ve bilime dayanmış, pragmatik bir siyaset izlemiş ve ulusal egemenlik merkezli hareket etmiştir. Onun düşünce dünyası her türlü dogmatik ve totaliter ideolojilerden uzak ve özgürlükçü bir yapıya sahiptir. Zaten kendisi de bu özelliğini “Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben, milletin en büyük ve atalarımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım.” şeklinde dile getirmiştir. Voltaire, Montesquieu, Comte ve J.J. Rousseau gibi düşünürleri severek okumuş, hepsinin tecrübe ve bilgilerinden bir fikir sahibi olmuştur. Pekiii, biraz temele gitmek istiyorum. Bu insan nasıl Atatürk oldu? Öncelikle doğduğu ve büyüdüğü şehir olan Selanik... Burası ezan sesleriyle çan seslerinin birbirine karıştığı bir şehirdir. Çok inançlı ve çeşitli etnik grupların bir arada yaşadığı bir merkezdir. O kadar ki Mevlevi dervişlerinin yaptıkları ayinlere Hıristiyan ve Yahudiler de gönül rahatlığıyla katılabilirler. Osmanlı ülkesindeki şehirler içinde okul ve kışlaların en yoğun bulunduğu bir şehirdir. Herkes politik inançlarını korkusuzca dile getirebilirdi. Haliyle böyle bir şehirde büyümekle sofuluğun merkezi olan bir şehirde büyümek arasında insanlığa verilebilecek katkı açısından dağlar kadar fark vardır. -Sofuluğun zararlarını anlatmaya gerek yok sanıyorum- Mustafa Kemal, aşk evliliğinden doğmuş bir bebektir. Ali Rıza Efendi’nin “bu sarışın kız senin nasibindir” rüyası, Zübeyde Hanım’la evlenmesiyle neticelenmiştir. Zor bir evliliktir çünkü baba Ali Rıza, Osmanlı Gümrük Memurudur. Yunanistan sınırında bir yerlerde görev yaparken ailesiyle arasında 120 km bir mesafe vardır. Yine de aralarındaki aşktan bir eksilme söz konusu değildir. Annesi ilahilerle
Tarih
Fikrimizin RehberiErol Mütercimler · Alfa Yayıncılık · 2019341 okunma