Yakışıklılığı sayesinde kadınlar karşısında pek bir zorluk yaşamayan, ayran gönüllü diyebileceğimiz, her yeni bir macerada her şeyi önceden hesapladığı için herhangi olumsuz bir durumla karşılaşmayan ve karşısındaki kadının kim olduğuna bakmadan ona erotik bir şehveti haz duygusuyla yaklaşıp onunla her türlü ilişkiye hazır olan çapkın bir adam… Varlıklı bir avukatın durağanlıktan sıkılmış, hayatında yeni bir tat arayan, ihtiraslı ve genç, güzel karısı ve onun çocuk yaşta ama akıllı,hisleri kuvvetli ve bir o kadar da duygularına mağlup hasta oğlu… Yakıcı Sır, tüm ihtişamıyla karşınızda. Genel olarak baktığımızda Zweig, Edgar adlı bu çocuğun gözünden olayları aktarıyor ve tabi ki çocuk psikolojisini tıpkı bu macerayı yaşayan çocukmuşcasına ustalıkla sergiliyor. Zweig’ın derin psikolojik yönünün ne kadar kuvvetli olduğunu ve olayları bize ruhi yönden aktarış konusunda ne kadar başarılı olduğunu biliyoruz. Bu kitapda da Zweig, öncekilerden farklı olmadan bu yeteneğini konuşturuyor. Tekdüze bir hayat yaşasa da her türlü imkana sahip, aslında mutlu da olan ve mutlu bir aile tablosu içinde anne rolünü başarıyla oynayan bu kadın, neden baron gibi -tabiri caizse playboy- bir adamın peşinden hayatının eskisi gibi süregelmeme ihtimali olan bir maceraya heveslenir. Aslında anlamakta pek zorlanmıyorum. Bazı şeylerin farkında bir insanım. Her erkeğin içinde bir yerlerde gizli saklı kalmış bu tarz bir ihtiras mevcuttur. Bu ihtiras, kendini açığa vurduğu anda zincirlerini koparmış ve durdurulamaz bir hal almıştır. Ve o andan itibaren hedefine koyduğu kadını sadece kendi arzularını tatmin edecesiye kadar nişan hattından çıkarmayacaktır. Her zaman pusuda, bu avı sonuna kadar götürmeye kadar kararlı ve planladırlar. Yani şunu demek istiyorum; eğer böyle bir erkeğin görüş alanına