Sırtlarındaki yükün hafif ya da ağır oluşuna
göre, az ya da çok bükülmüştü belleri:
ve duruşundan daha sabırlı olduğu belli biri,
ağlaya ağlaya: "Dayanamıyorum artık" der gibiydi.
Fevkalade güçlü doğal aklı ve yetenekleri olan adamın önüne bir nesne koyulduğunda, eğer o nesne kendisi açısından tamamen yeniyse, duyulabilir niteliklerini tamamen eksiksiz bir şekilde inceleyerek neden veya etkilerinden herhangi birini keşfetmesi mümkün olmayacaktır. ÂDEM'in akli melekelerinin en başından beri tamamen yetkin olduğu varsayılsa bile, suyun akıcılığı ve saydamlığından boğucu olduğu ya da ateşin ısı ve ışığından onu yakıp kül edeceği sonucunu çıkaramazdı. Hiçbir nesne duyulara gözüktüğü nitelikleriyle onu yaratan sebepleri ya da ondan doğacak sonuçları açığa seremez; keza aklımız da deneyimlerimizin yardımı olmaksızın olgusal durum ve gerçek varoluş hakkında hiçbir çıkarımda bulunamaz.
Zaten biraz düşünürsek, en çılgın ve başıboş hayallerimizde, hatta rüyalarımızda bile muhayyilemizin hiç de gelişigüzel ilerlemediğini, birbirinin yerini alan farklı fikirler arasında yine de bir bağlantı olduğunu görürüz. En gelişigüzel ve serbest konuşma kayda geçirilse, tüm geçişleri içinde birbiriyle bağlantılı bir şey olduğu hemen görülecektir. Yahut bu bağın eksik olduğu noktada, konuşma akışını kesintiye uğratmış olan kişi yine de, aklından bir düşünce silsilesinin gizliden gizliye geçtiği ve bu yüzden konuşma konusundan gittikçe uzaklaştığı bilgisini verebilir.