"Günün birinde üzüntün geçince (üzüntüler günün birinde mutlaka geçer) , beni tanımış olduğuna sevineceksin. Hep dostum kalacaksın benim. Benimle gülmek isteyeceksin. Bazen, aklına esip pencereni açacaksın... Dostların senin gökyüzüne bakıp güldüğünü görünce hayretler içinde kalacaklar. O zaman sen de onlara, yıldızlar beni hep güldürür, diyeceksin. Aklını kaçırdığını sanacaklar. Ben de sana iyi bir oyun oynamış olacağım..."
Yine güldü.
"Sanki sana yıldızlar yerine , gülmeyi bilen bir sürü küçük çıngırak vermişim gibi..."
Bir kez daha güldü. Sonra ciddileşti.
" Bu gece... Biliyorsun... Gelme."
-"Seni bırakmam."
"Acı çekiyormuşum gibi görüneceğim... Ölüyormuşum gibi biraz... Böyle işte. Görme bu hâlimi, değmez..."
-"Bırakmam seni."
"Neden kendimizi, Dünya'nın hareket ettiğini düşünmekten alıkoyuyoruz da sınırlı veya sınırsız tüm evrenin döndüğünü düşünüyoruz?"
(Bunlar hep egosantrizm eseri çünkü :/ )
"Bir adam, bir yıl boyunca kullanabileceği şeklinin bozulmayacağı ve yırtılmayacak bir çizme siparişi vermeye geldi. Ona baktım ve birden omzunun arkasında arkadaşımı, ölüm meleğini gördüm. Benim haricimde kimse meleği görmedi, ama ben onu görüyordum. Ve meleğin Zengin adamın ruhunu günbatımında alacağını da biliyordum. Ve kendi kendime düşündüm, 'Adam bir yıldır hazırlık yapıyor ama akşamdan önce öleceğini bilmiyor.'
Ve o sırada Allah'ın "insana ne verilmemiştir?" diye söylediği ikinci sözü hatırladım."
...
-"İnsana, Kendi İhtiyaçlarının bilgisi verilmemiştir."