“o, şaşmaz bir saat gibi, hangi konumda bırakılırsa bırakılsın yaşamayı sürdüren bir hayvan gibi, nasıl bir destek sunulursa sunulsun dallarını uzatan tırmanıcı bir bitki, bir kahkahaçiçeği gibi uyumayı sürdürürdü. sadece soluğu; sanki bedeni bir müzik aletiymiş de bir o telini, bir bu telini farklı notalarda tıngırdatarak ezgiler çıkarıyormuşum gibi her bir dokunuşumla değişirdi.”
“insanın birini kendine âşık edebilmek için ne içtenlik göstermesine hatta ne de yalanı iyi kıvırabilmesine ihtiyaç var. burada aşk derken karşılıklı bir işkenceden bahsediyorum.”
karşıt unsurların birlikteliği yaşamın kanunu, üremenin temel ilkesi ve görüleceği gibi pek çok derdin de sebebidir. çoğunlukla nefret ederiz kendimize benzeyenden, kendi kusurlarımızı dışarıdan görmek bizi çileden çıkarır. hele ki bu kusurların safça sergileneceği yaşı aşmış ve mesela en ateşli anlarda yüzü buz kesen biri; aynu kusurları kendinden genç veya daha saf veya daha şapşal birinde görecek olsa kargışlar onu! öyle hassas insanlar vardır ki kendi tuttuğu yaşları başkasının gözlerinde görünce çıldırır.”