Bertrand Russel’ın, “Günümüzün en büyük sorunu; aptalların kendilerinden son derece emin, zekilerin ise sürekli şüphe içinde olmalarıdır.” diye yazması boşuna değil.
Bir film, binlerce bağımsız görüntüden oluşur, bunlardan her biri bir şey ifade eder ve bir anlam taşır; son karesine gelinmedikçe filmin tamamının anlamı ortaya çıkmaz. Ne var ki ilk önce bileşenlerden, bağımsız görüntülerden her birini anlamaksızın da filmin tamamını anlayamayız. Aynı şey yaşam için de geçerli değil mi?
Ayın on dördü. Ayın on dördünü Paris’te aç gezen gördü, dedi ki: Bu gece ay dibi kalay bir tencere gibi Ayın on dördü. Ayın on dördünü Fatihli hırsız gördü, dedi ki: Bu gece ay gökte açık kalan bir pencere gibi. Ayın on dördü. Ayın on dördünü İrlandalı bir polis gördü, dedi ki: Benziyor ay yıldızların yaldızlarını çalmak için göğe çıkan bir hırsızın fenerine.