İlk kez okuduğumda 15 yaşındaydım. İkinci kez okuduğumda zannediyorum 28 yaşındaydım. Ve şimdi 37 yaşında üçüncü kez okuduğumda anlıyorum ki ben onlarla büyüdüm. Vanya, Nelly, Nataşa, Prens, Alyoşa, İhmenevler, Masloboyev... Ben büyürken onlar hep orada kalmaya devam ettiler. 40'lı yaşlarda tekrar okumaya döndüğümde onları yine orada bulacağım. Buruk mutlulukları, hayal kırıklıkları, büyük hayalleri, minik umutları her şeyleriyle orada olacaklar.
Ezilenler, hayattan payını alamamış insanların hikâyesi. Dostoyevski'nin belki de en sade dille yazılmış şaheseri. Benim için önemi büyük ve hayatımın romanı diyebileceğim bir eser.