Bazen düşünüyorum; bir insan böyle bir şeyi nasıl aklına getirip bu kadar mükemmel bir şekilde yazıya aktarabilir? İnanmakta güçlük çekiyorum. Ne beyinler var yahu. Edebiyat tarihinin en iyisi mi bilemem ama en eşsiz eseri olduğunu düşünüyorum. Bir benzerine denk gelinemeyecek bir şaheser.
Mutluluğa başkaldırmak, aşka diz çökmek, hüzünlere sarılmak, ölümü kutsamak ve yaşama direnmek..
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsan, yaşadığı yerlerde beraber bulunduğu insanlara görünmez ince tellerle bağlanırmış; ayrılık vaktinde bu bağlar gerilmeye, kopan keman telleri gibi acı sesler çıkarmaya başlar, her birinin gönlümüzden kopup ayrılması, bir ayrı sızı uyandırırmış.
İlk kez okuduğumda 15 yaşındaydım. İkinci kez okuduğumda zannediyorum 28 yaşındaydım. Ve şimdi 37 yaşında üçüncü kez okuduğumda anlıyorum ki ben onlarla büyüdüm. Vanya, Nelly, Nataşa, Prens, Alyoşa, İhmenevler, Masloboyev... Ben büyürken onlar hep orada kalmaya devam ettiler. 40'lı yaşlarda tekrar okumaya döndüğümde onları yine orada bulacağım. Buruk mutlulukları, hayal kırıklıkları, büyük hayalleri, minik umutları her şeyleriyle orada olacaklar.
Ezilenler, hayattan payını alamamış insanların hikâyesi. Dostoyevski'nin belki de en sade dille yazılmış şaheseri. Benim için önemi büyük ve hayatımın romanı diyebileceğim bir eser.