Abdullah

Dinlemek, garip ve mıknatıslı bir şey, yaratıcı bir güç... Kendilerine yanaştığımız dostlarımız, söylediklerimizi dinleyenlerdir. Sanki onların yanında oturmak bize iyi geliyormuş gibi, sanki onlar çevrelerine ultraviyole ışınları yayıyorlarmış gibi, hep onların çevresinde bulunmak isteriz...
Sayfa 183
İkili ilişkiler
Abdullah
Sözümüzün dinlenmesi bizi yaratıyor, bizim açılmamıza, genişlememize sebep oluyor İçimizde gerçekten birtakn fikirler yeşerip filizlenıyor.. . İnsanın söylediklerinin dinlenmesi, onu mutlu ve özgür kılmaya yetiyor... Karşımızdakini dinlediğimiz zaman, aramızda doğan akım, bizi birbirimizden hiç bıktırmayacak şekilde canlandırıyor. Sürekli bir yeniden yaratılma içindeyiz. "Uzun süre dinlemesini bilmeyen parlak zekâlı insanlar vardır. Onların araçlarında giriş hattı yoktur. Eğlendirici oldukları kadar bıktırıcıdır bunlar. Ben, bunun, bu akıllı kimselerin, bu parlak zekâlıların bize bir konuşma fırsatı vermemelerinin, düşüncelerimizi belirtmemize ve genişletmemize engel olmalarından ileri geldiğine inanıyorum. Oysa içimiz deki küçük yaratıcı kaynağı harekete geçiren, bu belirtme ve genişletmedir. "Bunu keşfedeli uç yıl oldu ve o günden bu yana gerçekten hayatımın akışı değişti. Daha önce bir toplantıya giderken hep endişeyle, 'Çalış, çabala, canlı ol. Akıllı sözler söyle. Konuş. Usanma', derdim kendi kendime. Yorulduğum zaman yılmamak için fincanlar dolusu kahve içerdim. Oysa şimdi bir toplantıya giderken kendi kendime, benimle konuşan insanı sevgi ile dinlemem gerektiğini hatırlatıyorum. Konuştukları zaman kendimi onların yerine koyuyor; sözlerini kesmeden, tartışmadan, konuyu değiştirmeden onları öğrenmeye, tanımaya çalışıyorum. Davranışım şöyle artık: 'Daha çok anlatın bana. Bu insan bana ruhunu açıyor. Belki şimdi biraz kuru, zayıf ve boş sözlerle dolu ama, az sonra yalnızca konuşmakla kalmayıp düşünecek de. Kendi benliğini gösterecek. O zaman inanılmaz derecede canlanacak..."