Sarılıp yatmak mümkün değil bende senden kalan hayale.
Halbuki sen orda, şehrimde gerçekten varsın etinle kemiğinle
ve balından mahrum edildiğim kırmızı ağzın, kocaman gözlerin gerçekten var
ve asi bir su gibi teslim oluşun ve beyazlığın ki dokunamıyorum bile ...
Ruhum ne ondan önce vardı, ne ondan ayrı bir sırrın kemalidir,
ruhum onun, o dışımdaki alemin bende akseden hayalidir.
Ve aslından en uzak ve aslına en yakın hayal
bana ışığı vuran yarimin cemalidir ...
Bir gerçek alemdi gördüğün ey Celaleddin, heyula filan değil,
uçsuz bucaksız ve yaratılmadı, ressamı illeti-ula filan değil.
Ve senin kızgın etinden kalan rubailerin en muhteşemi:
«Suret hemi zıllest ..... » filan diye başlayan değil... ..
...
Şimdi dışarda olmak,
dörtnala sürmek dağlara doğru atı.
« - Ata
binmesini
de bilmezsin,» - diyeceksin ama
şakayı
bırak
ve kıskanma,
yeni bir huy edindim hapiste:
seni sevdiğim kadar değilse de
hemen hemen ona yakın seviyorum tabiatı ...
Ve ikiniz de uzaktasınız ...
254
Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim,
akar suyun,
meyve çağında ağacın,
serpilip gelişen hayatın düşmanı.
Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına:
- çürüyen diş, dökülen et -,
bir daha geri dönmemek üzre yıkılıp gidecekler.
Ve elbette ki, sevgilim, elbet,
dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya,
dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle: işçi tulumuyla
bu güzelim memlekette hürriyet ...