- Şarapla doldur tasını, tasın toprakla dolmadan,» - dedi Hayyam.
Baktı ona gül bahçesinin yanından geçen uzun burunlu, yırtık pabuçlu
adam:
« - Ben, bu nimetleri yıldızlarından çok olan dünyada açım,» - dedi,
«şaraba değil, ekmek almaya bile yetmiyor param ... »
Lahana, otomobil, veba mikrobu ve yıldız
hep hısım akrabayız.
Ve ey güneş gözlü sevgilim, «Cogito, ergo sum»1 değil
bu haşmetli ailede varız da düşünebilmekteyiz ...
Bu bahçe, bu nemli toprak, bu yasemin kokusu, bu mehtaplı gece
pırıldamakta devamedecek ben basıp gidince de,
çünkü o ben gelmeden, ben geldikten sonra da bana bağlı olmadan
vardı
ve bende bu aslın sureti çıktı sadece ...
Birbirlerine söyleyecek şeyleri kalmadığı için duygusal ya da maddesel yaşamın dışında oyalanacak konular aramak zorunda kalan iki insan kolay kolay konuşacak şey de bulamazlar.