اَلَا لِلّٰهِ الدّٖينُ الْخَالِصُؕ وَالَّذٖينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهٖٓ اَوْلِيَٓاءَۘ مَا نَعْبُدُهُمْ اِلَّا لِيُقَرِّبُونَٓا اِلَى اللّٰهِ زُلْفٰىؕ اِنَّ اللّٰهَ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فٖي مَا هُمْ فٖيهِ يَخْتَلِفُونَؕ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدٖي مَنْ هُوَ كَاذِبٌ كَفَّارٌ ﴿3﴾
3. İyi bilin ki, halis din yalnız Allah’ındır. O’nu bırakıp da başka dostlar edinenler, “Biz onlara sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz” diyorlar. Şüphesiz Allah, ayrılığa düştükleri şeyler konusunda aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör olanları doğru yola iletmez.
(Zümer 39/3)
İmam Ahmed mescit araştırılmasına karşı çıkıyordu. İnsanlara kendi mescitlerinde namaz kılmalarını emrediyordu. Bir mescidin imamı çoğaldığı zaman İmam Ahmed ayağa kalkıp şöyle dedi: "Yarın da gelirseniz imamı azlederiz. Çünkü insanların mescitlerini terk ettiklerini fark etmişti. Sonra bu bazen imam için bir fitne olabilir. İmama (riya vb gibi) bir zarar dokunabilir, kendini beğenmeye başlayabilir veya bu tarz bir durum oluşabilir.
Eğer mescidin imamının namazı hafif kıldırması gibi bir sebep bağlıysa gidilebilir. Zira bu ay kıyam ayıdır.
İlim bakımından değerlendirirsek, davud b Ali ilim bakımından Ebu Hanifeden az değildir.
Dolayısıyla "zahiri mezhebinin ehlinin muhalefeti muhalefetten sayılmaz" sözü zayıf bir görüştür