Çocukluğumuzdan aşina olduğumuz vitrinler, camekanlar vardı. Kapakları bayramdan bayrama açılır; biblolar, fincanlar, yazılı tabaklar ancak o zaman hava alırdı. Yıllarca kaldı evimizde, entropi’nin vicdanına bırakılmış gibi... Bir süre sonra, evin köşesinde duran eski eşyalar hâline geldiler. Ama bir türlü atmaya kıyamadık.
Bazı duyguları da böyle saklıyoruz içimizde; gerekli olduğu zamanlarda kullanmayıp, hevesimizi yitiriyoruz. İçimizde kalan her şeyi çocuklarımıza yüklüyoruz: yapamadığımız ya da yapmadığımız şeylerin telafisi olarak görüyoruz onları. Şartlandırılmış bir gerçeklikle büyütüyoruz onları.
Ve sonunda... altmış yaşında bisiklet sürmeyi öğrenmekten korktuğumuz için, çocuk bisikletiyle dönüyoruz eve.
Bu kitap, alışkanlık üzerine farkındalık yaratmak ve sistemin işleyiş biçimini basitçe anlatması bakımından oldukça etkili bit yol izliyor. İlk başta sistemi ; kimlik, davranış, alışkanlık üzerine kuruyor. Bunun tersinin de mümkün olduğunu anlatıyor. Kitabın omurgasını; işaret, istek, davranış, ödül adımları kuruyor. Hepsini tek tek doğru kullanma ile bir alışkanlığı nasıl kazanıp, çıkacağınız gösteriyor. Bunu yaparken; bilimsel veriler, psikolojik tezler, istatistik veriler kullanarak ikna edici bir dil kullanıyor. Bir çok yönden örnek oluşturacak insan ve olayı önümüze referans noktası olarak koyuyor. Bu konuda bilgi edinmek isteyenler için oldukça işlevsel. Yer yer sık tekrara düşmesi ve konuyu haddinden fazla uzatması rahatsız edebiliyor. Okurken daha konsantre şekilde verilebilirdi izlenimi oluşturuyor.