Abstractist

Bilginin tanımı
İbn Sînâ der ki: "Bilgi, bilinenin sûretinin bilende bulunmasından ibarettir." "Sûret" kelimesinin bilgiye nispet edilmesinin ancak mecazî bir ifade olabileceği belirtilmiştir. Fahreddin Râzi "mecaz ile hakikatin" birbirinden ayrılmasının gerekliliği üzerinde durur: Fahreddin Râzî gerekçe olarak şunu söyler: Biz dağı ve denizi düşündüğümüzde, eğer zihinde bunlar meydana gelirlerse, bu durum zihinde dağ ve denizin bizzat var olduğu anlamına gelir. Ancak, bunların bizzat zihinde bulunmaları mümkün değildir. Eğer zihinde bulunan şey onların kendileri değil de birer sûreti ise, bu durumda bilinen şey, o şeyin kendisi değil yalnızca sûreti olmuş olur. Bu da o şeyin bilinmediği anlamına gelir. Eğer sûret meydana geldiğinde onun yeri zihindir denilecek olursa, bu kez dağın ve denizin zihinde bulunması meselesine geri dönülmüş olur ki, bunun yanlışlığını ortaya koymuş bulunmaktadır. İbn Sînâ'nın bu tanımının bu gerekçelerle hatalı olduğu ifade edilmekte ve İslam âlimlerinin bu yaklaşımı eleştirilmektedir. Peki size göre "bilgi" tanımı nedir?
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Bilginin tanımı
Bilgi kelimesi Arapça "a-l-m" maddesinden türetilmiş mastar şeklinde olan "ilim" kavramıyla ifade edilmektedir. "İlim" kavramı bilgi dışında bilim dalları için de kullanılan bir kavramdır. Örneğin Kelam ilmi, Fıkıh ilmi, Kimya ilmi, Fizik ilmi vs. Bilgi, lügatte "şuur", "eser ve alâmet", "iki şeyi birbirinden ayıran alâmet", yola dikilmiş olan ve yolculara doğru yolu gösteren alâmet anlamına gelir. İslam terminolojisinde genel olarak "el-ilm" ve "el-marife" olarak ifade edilir.
Sayfa 73·Kitabı okudu

Abstractist

, bir kitabı okumaya başladı
Ali Burak Darıcılı
8.1/10 · 54 okunma
Manevi taşlar
وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَيْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ رَمٰى "Attığın zaman sen atmadın; ancak Allah attı." Enfâl Sûresi, 6:17. âyet-i kerîmesinde işaret buyrulduğu üzere hedeflerine isabet ettiğine kaniim. Allah böylelerinin şerlerini kudret kılıncı ile kessin. Böylesi hain ve zalimleri Kahhar ismine tevdi ederiz. Hizmette füturum yok fakat manilerin hadd ü pâyanı yok. Fakat dünyayı sırtıma yükleseler her tarafımı ateşle sarsalar bu ulvi düşünceme mani olamazlar. Amma buna gönül razı değil, çok şeyler arzu ediyor. Ne çare nefis ve cin ve ins şeytanları müthiş topuzlarla karşıma dikildiklerinden, ister istemez mücadeleye mecburum, hakiki hizmetten geri kalıyorum. Buna ne kadar müteessif olsam azdır. وَ اٰخِرُ دَعْوٰيهُمْ اَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ "Onların duaları ise şu sözlerle sona erer: ‘Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, Âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.'" Yûnus Sûresi, 10:10.
Sayfa 63