Mümin bir anne-babanın, daha bülûğa ermeden vefat eden çocukları, cennette ebediyen sevimli ve tatlı bir çocuk olarak kalacak. Cennette onları bekleyen anne ve babalarının kucaklarında, sonsuz bir neşe ve huzur kaynağı olacaklar. Dünyada kısa bir süre içinde acılarla karışık olarak yaşanan o çocuk sevgisi, cennette tertemiz, saf ve ebedî bir hale dönüşecek.
Yani cennette, çocuk sevmek, onları okşamak, bağrına basmak gibi ince ve derin duygular da bulunacak. Cennette her türlü lezzetli şey olacağına göre, evlat sevgisi gibi en ince zevkler de orada eksik kalmayacak. Bazılarının sandığı gibi cennette “tenasül (üreme) yok, o yüzden çocuk da yok” tarzı yorumlar hakikate uymuyor. Çünkü burada anlatılan şey biyolojik değil, ruhî ve kalbî bir bağ.
Dünya hayatında belki sadece on yıl gibi kısa bir sürede ve acılarla dolu bir şekilde yaşanabilen o evlat sevgisi, cennette milyonlarca sene boyunca, hem de hiçbir acı, ayrılık ya da eksiklik olmadan yaşanacak. Bu, ehl-i iman (iman ehli) için en büyük mutluluk kaynaklarından biri olacak.
İşte bu müjdeyi Kur’an şu cümleyle veriyor: “وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ” yani “ebedî çocuklar”. Ve bu ayet, cennetteki bu büyük nimete açıkça işaret ediyor.