Abstractist

Normal anlayışta kudret, yalnızca "bir şeyi yapmak", "oluşturmak" veya "etki etmek" anlamına gelir. Yani kudret denilince akla doğrudan bir fiili gerçekleştirme gücü gelir. Fakat Seyyid Şerîf Cürcânî burada çok ince ve derin bir noktaya temas eder: Ona göre kudret yalnızca yapmakla sınırlı değildir; kudret, aynı zamanda yapmamak seçeneğini de içerir. Allah bir şeyi yaratmadığında, bu durum O'nun kudretinin eksikliği değil, tam aksine, iradesinin ve kudretinin bir başka yönden tecellisidir. Çünkü kudret yalnızca pozitif fiiller üretmekten ibaret değildir; aynı zamanda iradî olarak fiili terk edebilme imkânını da barındırır. Bu anlamda Allah’ın kudreti, sadece yapıcı bir güç değil, hem var etmekte hem de var etmeyi tercih etmemekte tam bir iradî kemale sahiptir. Dolayısıyla bir şeyin yaratılmaması da, en az yaratılması kadar Allah’ın kudretinin bir eseridir.

Abstractist

@Abstractist
·
Allah’ın kudreti, yalnızca yaratmak için değil, yaratmamayı seçmek için de zorunludur; çünkü kudret sadece fiili gerçekleştirmekle değil, onu terk etmekle de tamdır.
Sayfa 336
Reklam
Allah’ın kudreti, yalnızca yaratmak için değil, yaratmamayı seçmek için de zorunludur; çünkü kudret sadece fiili gerçekleştirmekle değil, onu terk etmekle de tamdır.
Sayfa 336
Bilgi, bulunduğu kişide mezkûrun tecellisini sağlayan bir sıfattır
Sayfa 21
Hud 44. Ayet: > وَقِيلَ يَا أَرْضُ ابْلَعِي مَاءَكِ وَيَا سَمَاءُ أَقْلِعِي وَغِيضَ الْمَاءُ وَقُضِيَ الْأَمْرُ وَاسْتَوَتْ عَلَى الْجُودِيِّ وَقِيلَ بُعْدًا لِّلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ "Ve denildi: 'Ey yer! Suyunu yut.' 'Ey gök! Yağmurunu kes.' Su çekildi, iş tamamlandı, gemi Cûdî’ye oturdu ve zalimler topluluğuna 'Uzak olsunlar!' denildi." (Hud Suresi, 44. Ayet) --- Cürcânî’nin Bu Ayeti Anlayışı: Abdülkâhir el-Cürcânî bu ayeti incelerken, Kur’an’ın sözdizimindeki olağanüstü ilahi düzeni ve mana örgüsünü öne çıkarır. Ona göre, bu ayetteki her emir ve haber, öyle bir sırayla gelmektedir ki, hem olayların doğasına, hem de insan zihninin idrak yapısına tam uygundur. Önce yere suyu yutması emrediliyor, çünkü tufan toprağın altındaki suyun çekilmesiyle başlar. Sonra göke yağmurunu durdurması emrediliyor, çünkü gökten inen suların kesilmesi gerekir. Ardından su çekilmesi olayı geliyor, çünkü yer ve gök emri alınca doğal olarak su azalır. Bu çekilmenin sonucu olarak iş tamamlanıyor, çünkü artık tufan bitmiştir. Sonrasında gemi karaya oturuyor, çünkü su çekilince gemi doğal olarak karaya yaslanır. En son da zalim kavim lanetleniyor, çünkü ilahi adalet tecelli etmiş, ilahi hüküm kesilmiştir. Cürcânî’ye göre, bu ayette lafızlar sadece estetik için dizilmemiştir. Her kelimenin, her cümlenin tam da olması gereken yerde durması, Kur’an’ın mucizevi olduğunu gösterir. Çünkü bu dizilişi bozacak en küçük bir değişiklik: - Olayların doğallığını bozar, - Anlamda yapaylık oluşturur, - Etkileyiciliği kırar, - İlahi sanatın mucizevi düzenini dağıtır.
1000Kitap
Kur’an’da öyle bir mana örgüsü vardır ki, bir kelimenin yeri değiştirilecek olsa, o bütünlük bozulur; ne lafız kalır, ne anlamın ihtişamı.
Sayfa 52
1000Kitap
Reklam