1. "Faaliyetin her nev'i cüz'î olsun, küllî olsun bir lezzet verir."
Bu cümlede, her türlü faaliyet (büyük veya küçük, bireysel ya da toplumsal) insana bir lezzet verdiği ifade ediliyor. İnsan doğası gereği, bir şeyler yapmaktan, üretmekten veya bir hedefe yönelik hareket etmekten mutluluk duyar. Çünkü insanın yaratılışı, harekete ve bir gayeye yönelmeye uygun şekilde tasarlanmıştır.
---
2. "Belki her faaliyette bir lezzet var."
Burada, faaliyetin insan ruhuna hitap eden bir yönü olduğu vurgulanır. Bu, sadece fiziki aktiviteler değil; düşünsel, manevi ve yaratıcı faaliyetleri de kapsar. Örneğin, bir sorun çözmek, bir sanat eseri oluşturmak veya bir insana yardım etmek gibi farklı türdeki aktivitelerde de lezzet bulunur. Faaliyetin özü, insana anlam ve tatmin hissi verir.
---
3. "Belki faaliyet ayn-ı lezzettir."
Bu ifade, faaliyetin sadece bir araç değil, başlı başına bir lezzet kaynağı olduğunu vurgular. Yani, sonuçtan bağımsız olarak, "yapma" fiili bile insana haz verir. Bu, bir şeyler üretmenin veya harekete geçmenin insan fıtratına uygun olduğuna işaret eder.
---
4. "Belki faaliyet, ayn-ı lezzet olan vücudun tezahürüdür."
Bu noktada "vücut" (varlık) kavramı devreye giriyor. İslam felsefesinde varlık, yokluğun zıddıdır ve var olmak, lezzet vericidir. Faaliyet, varlığın bir göstergesidir. İnsan, varlığını en çok bir şeyler yaparken hisseder; bu da ona mutluluk verir.
---
5. "Ve ayn-ı elem olan ademden tebâud ile silkinmesidir."
Bu cümle, varlık ve yokluk arasındaki derin farkı ortaya koyar. Adem (yokluk), elem (acı) kaynağıdır. İnsan, varlık ve faaliyetle yokluktan uzaklaşır, bir anlamda "silkinir" ve lezzet bulur. Burada, yokluk yalnızca fiziksel bir yokluk değil, anlamdan ve gayeden yoksun olmayı da ifade eder.