Abstractist

birini ziyafet-i daime için birer sofra yapan Zat-ı Hayy-ı Kayyum'a ait olarak o mahlukatın teşekkürlerinden ve minnettarlıklarından ve mesruriyetlerinden ve sevinçlerinden gelen ve tabirinde âciz olduğumuz ve mezun olmadığımız şuunat-ı İlahiyeyi "memnuniyet-i mukaddese" "iftihar-ı kudsî" ve "lezzet-i mukaddese" gibi isimlerle işaret edilen maânî-i rububiyettir ki bu daimî faaliyeti ve mütemadî hallakıyeti iktiza eder.
Sayfa 419·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Her bir merhamet sahibi, başkasını memnun etmekten mesrur olur. Her bir şefkat sahibi, başkasını mesrur etmekten memnun olur. Her bir muhabbet sahibi, sevindirmeye lâyık mahlukları sevindirmekle sevinir. Her bir âlîcenab zat, başkasını mesud etmekle lezzet alır. Her bir âdil zat, ihkak-ı hak etmek ve müstahaklara ceza vermekte hukuk sahiplerini minnettar etmekle keyiflenir. Hüner sahibi her bir sanatkâr, sanatını teşhir etmekle ve sanatının tasavvur ettiği tarzda işlemesiyle ve istediği neticeleri vermesiyle iftihar eder.
Sayfa 418·Kitabı okudu
1. "Faaliyetin her nev'i cüz'î olsun, küllî olsun bir lezzet verir." Bu cümlede, her türlü faaliyet (büyük veya küçük, bireysel ya da toplumsal) insana bir lezzet verdiği ifade ediliyor. İnsan doğası gereği, bir şeyler yapmaktan, üretmekten veya bir hedefe yönelik hareket etmekten mutluluk duyar. Çünkü insanın yaratılışı, harekete ve bir gayeye yönelmeye uygun şekilde tasarlanmıştır. --- 2. "Belki her faaliyette bir lezzet var." Burada, faaliyetin insan ruhuna hitap eden bir yönü olduğu vurgulanır. Bu, sadece fiziki aktiviteler değil; düşünsel, manevi ve yaratıcı faaliyetleri de kapsar. Örneğin, bir sorun çözmek, bir sanat eseri oluşturmak veya bir insana yardım etmek gibi farklı türdeki aktivitelerde de lezzet bulunur. Faaliyetin özü, insana anlam ve tatmin hissi verir. --- 3. "Belki faaliyet ayn-ı lezzettir." Bu ifade, faaliyetin sadece bir araç değil, başlı başına bir lezzet kaynağı olduğunu vurgular. Yani, sonuçtan bağımsız olarak, "yapma" fiili bile insana haz verir. Bu, bir şeyler üretmenin veya harekete geçmenin insan fıtratına uygun olduğuna işaret eder. --- 4. "Belki faaliyet, ayn-ı lezzet olan vücudun tezahürüdür." Bu noktada "vücut" (varlık) kavramı devreye giriyor. İslam felsefesinde varlık, yokluğun zıddıdır ve var olmak, lezzet vericidir. Faaliyet, varlığın bir göstergesidir. İnsan, varlığını en çok bir şeyler yaparken hisseder; bu da ona mutluluk verir. --- 5. "Ve ayn-ı elem olan ademden tebâud ile silkinmesidir." Bu cümle, varlık ve yokluk arasındaki derin farkı ortaya koyar. Adem (yokluk), elem (acı) kaynağıdır. İnsan, varlık ve faaliyetle yokluktan uzaklaşır, bir anlamda "silkinir" ve lezzet bulur. Burada, yokluk yalnızca fiziksel bir yokluk değil, anlamdan ve gayeden yoksun olmayı da ifade eder.

Abstractist

@Abstractist
·
Faaliyetin her nev'i cüz'î olsun, küllî olsun bir lezzet verir. Belki her faaliyette bir lezzet var. Belki faaliyet ayn-ı lezzettir. Belki faaliyet, ayn-ı lezzet olan vücudun tezahürüdür ve ayn-ı elem olan ademden tebâud ile silkinmesidir.
Sayfa 416·Kitabı okudu
Faaliyetin her nev'i cüz'î olsun, küllî olsun bir lezzet verir. Belki her faaliyette bir lezzet var. Belki faaliyet ayn-ı lezzettir. Belki faaliyet, ayn-ı lezzet olan vücudun tezahürüdür ve ayn-ı elem olan ademden tebâud ile silkinmesidir.
Sayfa 416·Kitabı okudu
Evet, bir zîhayatın cesedindeki zerrelerin her bir azaya mahsus bir heyet ile küme küme toplanıp dağılmadıkları ve sel gibi akan unsurların fırtınaları içinde vaziyetlerini muhafaza edip dağılmamaları ve muntazaman durmaları, bilbedahe kendi kendilerinden olmayıp belki sırr-ı kayyumiyetle olduğundan; her bir ceset muntazam bir tabur, her bir nevi muntazam bir ordu hükmünde olarak bütün zîhayat ve mürekkebatın zemin yüzünde ve yıldızların feza âleminde durmaları ve gezmeleri gibi, bu zerreler dahi hadsiz dilleriyle sırr-ı kayyumiyeti ilan ederler.
Sayfa 413·Kitabı okudu