"Hepimiz bir gün, bir şekilde öleceğiz elbette," dedim.
"işte orada dur!" diye gürledi. "Sen de birçok insan gibi ölüm hakkında bazı gerçekleri bilmiyorsun. Pisi pisine olan ölümler insanların alınyazısı değil. Yıllar önce bu konuyla ilgili bir makale okumuştum. Kur'an-ı Kerim insan ömrünün ne kadar olabileceğine, insanin ne kadar yaşayabileceğine dair hiçbir bilgi vermemiş. Hadislerde de insan bu kadar yaşar veyahut yaşamaz diye bir hatırlatma da yok. Allah tarafından insana bahsedilen ömre ecel-i müsemma denir.
İnsanoğlu bedenine gerektiği gibi bakarsa ömrünün sonuna kadar yaşar. Ama bedenini hoyrat kullanıp vaktinden önce ölürse ona da ecel-i muallak denir.
Elimden bırakmak zorunda kaldığım sürelerce aklımda sürekli duran bu kitap bir solukta okutuyor kendisini. Bosna savaşından etkilenen hayatların sadece bi kaçını anlatıyor. İnsanın kendisine , "bu insanlık nerdeydi?" , "Daha çeyrek asır önce bu kadar vahçice bir şeye bu insancıklar nasıl sessiz kalabildi?"... Diye sorular sorduruyor. Sonra dönüp günümüze baktığımda hala bu soykırıma benzer soykırımların gözümüzün önünde yapılıp, sessiz kaldığımız gerçeğiyle kızarıyor yüzüm...
Okurken insanın kalp atışlarını değiştiren, utandıran , güldüren, çok değişik duygulara sürükleyen dram yüklü bir kitap hemde insanlık dramı kesinlikle tavsiye ederim. İnsanî duyguları bize hatırlatan her kitap özeldir.
Ah aptal erkekler!" dedi teyzem. "Bu kokuşmuş türlerin hepsi böyle işte. Bir kadını elde edene kadar ağız ishali, o kadını elde ettikten sonra da kabız herifin teki olurlar.