Bu kitapta Çehov'un ilk uzun öyküsü Step (Bozkır diye de çevrilmiş), Düello, Üç Yıl ve Hayatım isimli öyküleri yer alıyor. Malumumuz Çehov'u normalde yapıtlarını olaylardan ziyade kişilere ve kişiler arasındaki ilişkilere dayandırmasından biliriz. O inanılmaz gerçek karakterler çizer, nasıl oluştuklarını anlayamadan sayfalarda kaybolur gideriz, gerçekliği başımızı döndürür. Step öyküsünde ise bambaşka bir yazar kimliği çizmiş ve bir yolculuk hikayesi olarak adlandırıbilecek bu öyküde bozkırın kendisini adeta bir karakter olarak dahil etmiş. Çok fazla betimleme yapmış ama Çehov'un bence asıl ustalığı bu olmadığı için betimlemeler fazlaca uzun ve biraz da kaba kalmış. Bunun dışında yolculuğu yapan Yegoruşka isimli çocuğumuzn duyduğu yalnızlık, korku, şaşkınlıklar güzel işlenmiş ve yine karakterlere önem verilmiş olsa da ben o tadı alamadım. Kitaptaki ilk öykü olması yüzünden de hay Allah kötü bir seçkiye denk geldim herhalde derken güzeller güzeli Düello öyküsü başladı. Bu öykü tanıtım yazısında olduğu gibi düello olgusunu tartışmanın çok ötesinde bence. Öykü şehirdeki entelektüel ortamından bunalan ve kendini boşlukta hisseden bir adamın, başkasının nikahlı karısı olan sevgilisiyle birlikte toprak işi yapma ve sözde entelektüel camianın boşluğundan böyle intikam alma hayalleriyle Kafkasya'ya yerleşmesini ancak çok geçmeden bu hayalin boş çıkmasını önce güya kol gücüne dayalı bir hayat kurma hayalinden sonra sevgilisinden sıkılıp şehre geri kaçmanın yollarını aramasını anlatır. Ancak burada hem baş karakter hem onun sevgilisi hem de bulundukları küçük kasabada görüştükleri diğer kişiler o kadar muhteşem anlatılmıştır ki hayretler içinde ağzınız açık kalır okurken. İşte Çehov budur, böyle kalmalıdır. Baş karakterimizin, kendisinin tam zıddı bir karakter çizen kişi ile