El Kızı, bireyin iç dünyası ile toplumun sert ve görünmez kuralları arasındaki çatışmayı çarpıcı bir şekilde anlatır. Kitabı okudukça ister istemez bir suçlu ararız: Nazan’ın yaşadığı bütün bu olayların sorumlusu kimdir? Hacer Hanım mı, Mahzar Bey mi, yoksa Nazan’ın kendisi mi? Ama sayfalar ilerledikçe fark ederiz ki suç tek bir kişiye ait değildir; suç, susarak, görmezden gelerek ve dayatarak bu düzeni sürdüren hepimize dağılmıştır.
Teyzesi tarafından büyütülen Nazan, sevgiyle değil kontrolle yetiştirilir. Duygularını ifade etmesine izin verilmez; bastırılan bu duygular, yetişkinlikte onun peşini bırakmaz. Sınır koyamayan, ne istediğini bilmeyen ve başkalarının beklentilerine göre yaşamaya çalışan bir bireye dönüşür. Nazan’ın hikâyesi, bireyin değil, bireyi biçimlendiren toplumun aynasıdır.