Büyük Friedrich, sarayının daha büyük olmasına engel olan değirmenin satın alınarak yıkılmasını emreder. Ne var ki, sahibinin değirmeni satmaya niyeti yoktur. Kral, adamlarıyla değerinin çok üstünde para vereceği haberini gönderse de, değirmenci teklifi reddeder. Bunun üzerine II. Friedrich, değirmencinin yüzüne kendisinin kral olduğunu, istese değirmeni para vermeden de elinden alabileceğini haykırır. Değirmenci, büyük bir soğukkanlılıkla, bunu yapabileceğini söyledikten sonra insanlık tarihinin en unutulmaz yanıtlarından birini verir:
Ama unutmayın ki , Berlin’ de hakimler var.
Bir öğretmen olarak bu kitabı okurken kendime sürekli şu soruyu sordum: “Ben öğretmen olan mıyım, yoksa sadece öğretmenlik yapan mı?”
İşte bu yüzden hayatımda ayrı bir yeri var bu kitabın. Sınıfta, koridorda, öğretmenler odasında, yürürken, konuşurken bu soruyu kendime tekrar tekrar sordum.
Beni en çok etkileyen kavram ise “tanıklık yapmak” oldu. Onu da cebime koydum. Artık hayatımdaki herkese biraz daha dikkatle bakıyor, gözlerimi dört açıyorum adeta…
Bu kitap çok şey söylüyor insana. Bazen de sistemin parçaladığı öğretmen kavramına karşı içten içe isyan ettiriyor.
Ve kitabın son sayfalarını okurken bir haber düştü: Fatma öğretmen…
O anda elimdeki kitapla gerçek hayat arasında derin bir çelişki hissettim.
Sussan olmuyor, konuşsan duyulmuyor… İşte öyle bir duygu.
Öğretmen OlmakDoğan Cüceloğlu · Final Kültür Sanat Yayınları · 20138,5bin okunma