Hepimiz yaşıyoruz, gene de niçin, neden yaşadığımızı bilmiyoruz. Hepimiz mutlu olma emeliyle yaşıyoruz, hayatlarımız değişik, gene de birbirine benzer.
Kedi öne çıkıp "Sevgili Ustacığım," dedi, "arkadaşı yanlış kurmuşlar, kendi kendini kuran biri olmak istiyor."
"Evet" dedi usta, "bir zamanlar kendiliğinden kurulan saatler vardı ama yine de takılı olduğu kolu sallamak gerekirdi."
Asıl olan birdir ve bir esastır. Fakat nedense bir'i yarım sayar ve iki yaparak tamamlamaya çalışırlar. İki lanet bir sayıdır, kendine yetmez, hep üçe koşar ve sonra sil baştan.
Evet, bazen insandan çok hikayesi etkiler sizi, bazen de bizzat o insanın kendisi. Kişiyi yaşadıklarından nasıl ayırabiliriz diye düşünülebilir, ama ayrıdır. Yaşam bizim dışımızdadır, biz olmasak da akar kendi başına. Bazıları kader diyor bunun adına. Kader ; kim bulmuşsa bu açıklamayı, iyi bir iş yapmış. Hakikat olup olmamasının bir anlamı yok, kader bizi rahatlatır, felaketlere göğüs germemizi sağlar, çıldırmaktan alıkoyar. Öyle ya, ilâhi bir güç tarafından yazılmış kutsal bir senaryoya kim karşı çıkabilir ki ? Hem karşı çıksa ne olacak ? Kaderin değiştirebildiğiniz kısmı çok azdır, çoğunlukla o azgın nehrin ortasında ayakta kalmaya çalışırız.