Sefiller ve Notre Dame’ın Kamburu’ndan sonra okuduğum üçüncü Victor Hugo kitabı ve Sefiller’den sonra en sevdiğim. Neden kıyıda köşede kalmış bilmiyorum, ben okurken Sefiller’den aldığım hazzı aldım. Hugo, Doksan Üç’te Fransız Devrimi’ni anlatıyor bize ve bunu yaparken hem devrimcileri hem kralcıları çok yerinde ve tutarlı bir şekilde eleştiriyor. Bu eleştiri son derece dengede ve yazarın hem duruşuna hem üslubuna hayran oldum yine okurken. Kurgu muazzam, Hugo’nun hiçbir kitabında bir olay havada kalmıyor, hepsinin bir nedeni var ve birbirine dahiyane bir şekilde bağlanıyor. Karakterlerin gerçekçiliği büyüleyici. Tarihin önemli olaylarından birini Hugo’nun kaleminden okumak harikaydı. Dostoyevski’nin Ecinniler’ini anımsattı bana Hugo’nun eleştirileri. Mutlaka ama mutlaka okuyun.
1793 DevrimiVictor Hugo · Bordo Siyah Yayınları · 2007884 okunma
Yolcu başkalarının kurduğu ama kendisinin kurduğu yanılsamasına kapıldığı kurulu düzeni terketmeyi göze almalı, yolda karşılaşacağı şeyleri iyisiyle kötüsüyle kabul etmelidir, aksi takdirde yol yolcunun sırtında yük olur. Yolcu yalnızlıktan korkmayarak yola çıkmalıdır çünkü yönü daima başkalarının yoluyla kesişecektir.
Hiçbir yol yoktur ki yürünmemiş olsun buna karşılık tüm bu yolları yürüyen aynı kişi degildir. Yönünü tayin edemeyenler kuru bir yaprak gibi sürüklenir. Deneyimlerimiz ve eğilimlerimiz yolumuza yön verir, yönümüzse deneyimlerimizi ve yönelimlerimizi oluşturur, böylece tüm bunlar döngüsellik içine girerek birbirini besler.
Doğum sonucu insan dünyaya gelir. İnsanın yapıp ettikleri, onun kişiliğini oluşturur. İnsan tıpkı bir terzi gibi, kendi standartlarını belirlediği bir kişilik elbisesi diker.