Oğlum Behçet, sen bir medeniyetin iflası nedir, bilir misin ? dedi. İnsan bozulur, insan kalmaz; bir medeniyet insanı yapan manevi kıymetler manzumesidir. Anlıyor musun derdin büyüklüğünü... Cahilsin; okur, öğrenirsin. Gerisin, ilerlersin. Adam yok, yetiştirirsin, günün birinde meydan çıkıverir. Paran yok, kazanırsın. Her şeyin bir çaresi vardır. Fakat insan bozuldu mu , bunun çaresi yoktur. Sen cilt yapıyorsun; şiraze nedir bilirsin. Bizde insanoğlu şirazesiz kalmış. Hayat onun için ahenksiz, birbirini tutmayan, günün hayatına cevap cevap vermeyen bir yığın ölü kıymetler tarafından idare ediliyor. Dünyaya baktığımız zaman ayrı görüyoruz, kendi kendimize kaldığımız zaman ayrı düşünüyoruz. Yığınlarca tezat içinde yaşıyoruz, bütün şark dünyası bir ıstırap içinde.
Bir hafta evvel sakalımı düzelttirmemekliğim bugün bu külfetten kurtulmamı icap ettirmez. Elli yıl önce bu işi yapmamışız. Bu gecikme gene oradan işe başlamamızı zaruri kılar.