YOUTH: One wants to change, but changing is scary?
PHILOSOPHER: When we try to change our lifestyles, we put our great
courage to the test. There is the anxiety generated by changing, and the
disappointment attendant to not changing, I am sure you have selected
the latter.
YOUTH: Wait .. . Just now, you used the word “courage.”
PHILOSOPHER: Yes. Adlerian psychology is a psychology of courage.
Your unhappiness cannot be blamed on your past or your environment.
And it isn't that you lack competence, You just lack courage. One might
say you are lacking in the courage to be happy.
Kamyon kasasında kendime geldiğimde,
Kesilmiş parmaklarımda korkunç bir acı baş göstermişti
Böyle bir acıyı daha önce hayal bile edemezdim,
Şimdi bile kelimelere dökemiyorum.
Ne kadar zaman geçtiğini,
Beni kimin nereye sürüklediğini bilmem imkansızdı.
Yan gözle sonu gelmeyen ağaçları izlerken merede olduğumuza dair sadece tahminler yürütebiliyordum.
Kargo kutuları, kalın plastik ipler, kirli yorganlar, tekerlekli paslı el arabaları arasında yarı ölü bir böcek gibi kıvanıyordum.
Acıdan bayılacak gibiydim,
Gerçekten o an bayılmayı yeğlerdim ama neden o an aklıma senin kitabın geldi bilemiyorum.
Kitabındaki insanlar, hayır, o zamanlar orada gerçekten olan insanlardan bahsediyorum.
Hayır, tek orası değil benzer olayların gerçekleştiği her yerdeki insanlar yani.
Mermiyle vurulanlar,
Sopayla dövülenler,
Bıçaklanıp ölenlerden bahsediyorum.
Ne kadar acı çekmişlerdir kim bilir?
İki parmağın kesilmesi bu kadar acıtıyorken.
Öyle ölen insanlardan, bedenlerinde son nefeslerini verdirecek kadar bir yerleri delinmiş ve kesilmiş insanlardan bahsediyorum.
Okuduğumuz şiirlerden en az birini kendime tekrar etmediğim tek-bir-gün bile olmadı.
Benim dengemi bozmayınız. Ali.
İyidir beraber olmamız. Ali.
Ve nasıl göz gözeyiz ansızın bir infilak. Ali.
Biliyorsun ben hangi şehirdeysem yalnızlığın başkenti orası. Ali.
Hepimiz yaşadık, nedir ki zaman! Ali.
Bir kurban gibi yeniden başlamak gerekiyor işte. Ali.
Doğduğum çöller ardımdan gelecektir. Ali.
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi. Ali!
Gökyüzünü kucaklayan geniş pencerenin yanındaki koltuğa oturdu. Arkada İstanbul'un bulutları, duman duman. Gülüşü uçtu, duman dağılır gibi. Sesi acılaştı.