Sonra duraktayız işte. Marketten ufak saksıda bir çiçek, üç dört tane şeftali almışım. Kızlar kenara dizildiler, ben banka oturdum, rastgele bir adamın yanına, ayaklarım havada sallanırken yıkanmamış ufak şeftalimi yedim. Aklımda hiç bir şey, ufaktan esen rüzgar, gelip geçen arabalar, bir de sen.
Kendisini bir kitapçıda gezerken, kitabın verdiği mesaja oldukça ironik bir biçimde, çok satanlar bölümünde görüp önce güzel kapağıyla sonra da ilgi çekici konusuyla satın almaya çok hızlı karar verdiğim roman.
Yazarın Youngju adlı baş karakterle kendisini yansıttığını düşündüğüm ve belki de bu yönüyle daha da samimi gelen bu roman kapitalizmle birlikte gelen çok çalışmanın ve iyi bir işinin olmasının insan için en yüce mertebe olduğu anlayışına bir tepki olarak yazılmış. Kitapta çok fazla farklı yazardan, yönetmenden ve sanatçıdan bahsediliyor ve hepsi birbirinden özgün kişiler. Kitabın karakterleri de tıpkı biz okurlar gibi türlü yapıtlardan ilham alarak hayatta kendi yollarını çizmeye çalışıyorlar. Hepsinin altında bir şekilde toplandığı ve huzur bulduğu o çatı da tam olarak tahmin edebileceğiniz gibi Hyunam-Dong kitabevi.
Kötü giden evliliğini sonlandırıp, kendisini inanılmaz derecede bunaltan başarılı kariyerini geride bırakarak çocukluğundan bu yana hayali olan kitabevini açmayı başaran Youngju, elinden gelen her şeyi hatta daha fazlasını eğitimine veren fakat yine de işsiz kalarak kitabevinde baristalığa başlayan Minjun ve Yapmayı en çok sevdiği şey olan mühendisliği bırakıp sıradan bir ofis çalışanı olmayı seçen, bunun yanında da hobisi olan edebiyata tutunup beklenmedik bir şekilde ünlü bir yazar olan Seungwoo bu romanın karakterlerinden bazıları.
Roman boyunca tüm karakterler kendi içlerinde büyük gelgitler ve sorgulamalar yaşıyor. Bu sorgulamalar sıkıcı ama huzurlu bir hayatın insana yetip yetmeyeceği gibi basit görünümlü fakat günümüz düzeninin topluma uyuşturucu gibi enjekte ettiği ve pazarladığı "Hayal" kavramı dolayısıyla karmaşıklaşan türden. Üst düzey matematik biliyorum ve diplomalarım var fakat ben en çok iç huzuru farklı kahve çekirdeklerini
And once the storm is over, you won’t remember how you made it through, how you managed to survive. You won’t even be sure, whether the storm is really over. But one thing is certain. When you come out of the storm, you won’t be the same person who walked in. That’s what this storm’s all about.
Sahilde KafkaHaruki Murakami · Doğan Kitap · 202012,1bin okunma
Ona rahat rahat bakmanın, güneş ışıklarının eklemlerinin üstünde oynaşmasını seyretmenin, suyun altına dalarken sırtının aldığı kavisi istediğim gibi süzmenin mucizevi keyfini sürüyordum.