Kamyon kasasında kendime geldiğimde,
Kesilmiş parmaklarımda korkunç bir acı baş göstermişti
Böyle bir acıyı daha önce hayal bile edemezdim,
Şimdi bile kelimelere dökemiyorum.
Ne kadar zaman geçtiğini,
Beni kimin nereye sürüklediğini bilmem imkansızdı.
Yan gözle sonu gelmeyen ağaçları izlerken merede olduğumuza dair sadece tahminler yürütebiliyordum.
Kargo kutuları, kalın plastik ipler, kirli yorganlar, tekerlekli paslı el arabaları arasında yarı ölü bir böcek gibi kıvanıyordum.
Acıdan bayılacak gibiydim,
Gerçekten o an bayılmayı yeğlerdim ama neden o an aklıma senin kitabın geldi bilemiyorum.
Kitabındaki insanlar, hayır, o zamanlar orada gerçekten olan insanlardan bahsediyorum.
Hayır, tek orası değil benzer olayların gerçekleştiği her yerdeki insanlar yani.
Mermiyle vurulanlar,
Sopayla dövülenler,
Bıçaklanıp ölenlerden bahsediyorum.
Ne kadar acı çekmişlerdir kim bilir?
İki parmağın kesilmesi bu kadar acıtıyorken.
Öyle ölen insanlardan, bedenlerinde son nefeslerini verdirecek kadar bir yerleri delinmiş ve kesilmiş insanlardan bahsediyorum.