Zülfü Livaneli, Kaplanın Sırtında romanında Sultan II. Abdülhamid’in tahttan indirildikten sonraki Selanik sürgünü dönemini merkezine alıyor. Kitap, gücün elden gidişiyle birlikte bir insanın iç hesaplaşmasını, yalnızlığını ve vicdan muhasebesini sade ama derin bir şekilde anlatıyor. Abdülhamid burada sadece bir padişah değil; geçmişiyle, pişmanlıklarıyla, korkularıyla yüzleşen bir insan olarak karşımıza çıkıyor. Livaneli, tarihî olayları anlatırken aynı zamanda o dönemin siyasi atmosferine, İttihat ve Terakki hareketine, imparatorluğun çözülüş sürecine de yer veriyor.
Roman, bir yandan iktidarın ağırlığını sırtında taşımış bir hükümdarın psikolojik portresini çizerken, diğer yandan da “insan olmanın” evrensel yanlarına dokunuyor. Yazar ne Abdülhamid’i savunuyor ne de yargılıyor; sadece anlamaya çalışıyor. Bu da eseri ideolojik tartışmalardan uzak, insani bir noktaya taşıyor.
Tarih, güç, yalnızlık ve insan ruhunun kırılganlığı üzerine düşündüren bu roman, Livaneli’nin araştırmaya dayalı üslubuyla birleşince hem öğretici hem de duygusal bir eser ortaya çıkmış. Özellikle farklı bakış açılarına açık olanların keyifle okuyacağı bir kitap.
Biz @kitapmolası ile sevdik efendim tavsiye ediyoruz.
Kitapla kalın