Nasıl anlatsam ne desem bilmiyorum.
Gerçekten anlatacak kelime bulamıyorum.
Bitirdikten sonra uzunca bir süre ağladım,sinirlendim,sorguladım. Hatta yeni bir kitaba bile başlamak istemedim.
"Sakar", gerçek hayattan esinlenerek yazılmış. Bu bilgi beni paramparça etti. Kitap, küçük Diana'nın hayatını ve ailesi tarafından maruz kaldığı şiddeti anlatıyor. Sadece şiddeti de değil insanların duyarsızlığı herkesin vicdanını rahatlatmak için bir şeyler yapıyor gibi yapması kolaya kaçması. Ama ilk öğretmenin çabası beni derinden etkiledi. Ah birde doktor o umursamaz doktor ona o kadar sinirliyim ki.
Kitabı okurken bir öğretmen olarak böyle bir durumda kalırsam ki inşallah hiçbir çocuk bunları yaşamaz. Kendi sorumluluk ve görevlerimi uzunca bir süre düşündüm.
"Sakar", sadece bir roman değil, aynı zamanda bir farkındalık çağrısı. Bizleri, çocukların maruz kaldığı şiddet ve ihmal konusunda daha duyarlı olmaya davet ediyor. Bu kitabı okumak, hem duygusal zorlu bir yolculuk hem de toplumsal bir sorumluluk bilinci kazandıran bir deneyim.
Tavsiye ediyorum demek bile gelmiyor içimden veya puan vermek çünkü sanki o puanı Diana'nın yaşadıklarına verecekmişim gibi hissediyorum. Şunu diyebilirim kendinizi hazır hissettiğiniz de ve psikolojik olarak iyi olduğunuz da okuyun.
Çocukların eşit şartlarda,sağlıkla büyüdüğü dünya umuduyla...
Diana,Narin ve diğer masumlar...
Affetmeyin bizleri çocuklar affetmeyin.
️FISA Çocuk Hakları Merkezi’nin yalnızca medyada yer alan haberleri tarayarak elde ettiği bilgilere göre 2022 yılından bu yana en az 133 çocuk ev içi şiddet sonucu, çocuk cinayetlerinde veya şüpheli ölümler nedeniyle hayatını kaybetti. Yalnızca 2024 yılının ilk 6 ayında 343 çocuk “önlenebilir sebeplerle” öldü. Yani yeterli önlem alınsaydı 343 çocuk yaşıyor olabilirdi.
Bu utançta