Schopenhauer’a ikinci şans vermek için bu kitabına başladım. Yaşamın özünde acı ve ıstırap olduğunu, mutluluğun sadece geçici bir durum veya acının yokluğu olduğundan, istenç kavramından bahsederken bu ıstıraplardan sanat ve estetikle, başkalarına merhamet ederek, inzivaya çekilerek ve arzularımızdan vazgeçerek kurtulabileceğimizi anlatıyor.
Ancak;
kadınlarla alakalı sığ, korkunç düşüncelerini görünce imdat çığlığı atmamak elde değil. Evet, bir kez daha pekiştirmiş oldum ki yazarımız kronik bir incel. Zaten bu kişilikteki insanlar mutsuz, pesimist, depresif ve acımasız olurlar. Kadınlarla alakalı sığ düşüncelerin olduktan sonra diğer düşüncelerin hiç önemi kalmıyor. Velhasılı, seni hiç sevmedim sütoğlan.