Aşkın doğası gereği tanımsız ve sınırları belirsiz olması, onu bir bilmeceye dönüştürüyor. Schmid de bunu fark etmiş olacak ki kitabına şu soruyla
başlıyor:
“Birisi bana aşkı açıklayabilir mi?”
Peki, gerçekten açıklayabilir mi? Ya da şöyle soralım: Aşkın tek bir tanımı olabilir mi?
Bazıları aşkı bir alev gibi görür; aniden parlar, içini ısıtır ama kontrol edilmezse her şeyi yakıp kül edebilir. Bazıları içinse aşk, bir nehir gibidir;
sürekli akar, yön değiştirir ama hiçbir zaman tamamen kaybolmaz. Schmid, aşkın yalnızca bir duygu olmadığını, aynı zamanda bir bilinç meselesi olduğunu söyler. Ona göre aşk, yalnızca hissetmekten ibaret değildir, aynı
zamanda düşünmek, sorgulamak ve bazen mücadele etmektir.
⸻
•Wilhelm Schmid ve Aşk Üzerine Düşünmek
Wilhelm Schmid, felsefeyi gündelik hayata taşıyan Alman bir düşünür.
Yaşamın anlamı, mutluluk ve dostluk gibi konuların yanı sıra, aşkı da bir felsefi
mesele olarak ele alıyor. Aşk kitabında, bu duygunun yalnızca romantik bir
heyecan olmadığını, aynı zamanda bilinçli bir çaba, değişim ve bazen de
mücadele gerektirdiğini savunuyor.
Schmid’e göre aşk, sadece tutku ve mutluluktan ibaret değildir; içinde özlem,
kaygı, mesafe ve bireysel alan ihtiyacı da barındırır. Sürekli iç içe yaşandığında
boğulabilir, ama fazla uzaklaşıldığında da yok olabilir. Tıpkı nefes almak gibi:
İçine çekmek kadar, bırakmak da gerekir.
Aşk kitabı, aşkı idealize eden romantik anlayışa meydan okuyor ve onu
sürdürülebilir kılmanın yollarını sorguluyor. Schmid, aşkın mutlak bir sahiplik
değil, bir yolculuk olduğunu hatırlatıyor—ve bu yolculuk, yalnızca hissetmekle