Avrupa medeniyeti. Bu, Avrupalı'nın uydurduğu yüz bin yalandan biridir. Yuf bize ki kendimizi bildiğimiz günden beri bu yalana bir nas (kesin kanıt) gibi inanmışız. Yalan, yalan, yalan... Avrupa bir yırtıcı-kuşlar yuvasıdır ve onun karşısına ancak tepeden tırnağa kadar silahlanmış olarak çıkılır.
Tüm canlılar sistemdeki yerini anladığında dünyevi krallıkta düzen sağlanır. Tüm canlılar, onlara biçilmiş görevleri tamamladığında sistemdeki yerini anlar. Balıklar uçmaya kalkışma. Kokarca yüzmeye çalışmaz. Her canlı kutsal düzene uyduğunda huzur bulunur.
Tikany'yi hiç düşünmek istemiyordu. Hiç orada yaşamamış gibi - hayır, Tikany hiç var olmamış gibi davranmak istiyordu. Çünkü geçmişini silerse şimdiki zamanda kim olmak istediğini kendi şekillendirebilirdi. Öğrenci. Bilge. Asker. Önceden olduğu kişi hariç herhangi biri.
"Alt tarafı bir köpek" der insan, değil mi... Ama benim gözümde, köpekten ziyada bir dost o. Bizi bırakmak istemeyen, dostana bir gölge. Gölgenden asla kurtulamazsın
Balık en iyi tenha sularda avlanır, demişti Kan'ın Yumruğu. Burada öykülerden başka bir şey duymazsın. Öyküler kanını akıtmaz. Öyküler sana açlık çektirmez, ayaklarını ağrıtmaz. Gençsen, leş gibi domuz dışkısı kokuyorsan ve dünya genelinde canını yakacak tek bir silah bile olmadığına inanıyorsan, öyküler yalnızca onların bir parçası olma hevesi uyandırır insanda.