Ahmet gür

Ahmet gür
Annemden tek şey öğrendim ben, o da hayatta kalmak. Bokun içinde boğulurken bile.
Karanlıkta iki gölge, umutsuz, ağır alacakaranlıkta birbirine uzanıyor. Elleri birleşiyor ve ışık, yüz altın kupadan dökülen bir güneşmişçesine sel olup yayılıyor.
Bazen çok yaşlı oluyorum. Yaşıtım çocuklardan korkuyorum. Birbirlerini öldürüyorlar. Hep böyle miydi? Amcam hayır diyor. Sırf geçen sene altı arkadaşım vuruldu. On arkadaşım araba kazasında öldü. Onlardan korkuyorum, korktuğum için de beni sevmiyorlar. Amcamın dediğine göre, dedesi çocukların birbirini öldürmediği zamanları hatırlıyormuş. Ama bu çok eskidenmiş... o zamanlar her şey farklıymış. Sorumluluğa inanırlardı, diyor amcam.
"Kurtarılmaya adamakıllı ihtiyacımız var hem de acele olarak."
Birisine "seni seviyorum" dersin ve onu daha fazla söyledikçe, daha fazla tekrar etmen gerekir. Sanki ardında bir şüphe var gibidir. Eğer gerçekten seviyorsan, bunu söyleme-ne gerek yoktur çünkü kelimeler önemsizdir. Tüm varlığın, gözlerin aşkını gösterecektir. Bunu söylemene, sürekli tekrarlamana gerek olmayacaktır. Sen, diğerini ve aynı zamanda kendini ikna etmek için tekrarlarsın çünkü derinde kıskançlık, sahip olma isteği, nefret, hükmetme dürtüsü, derin bir politik güç saklıdır
Sayfa 69·Kitabı okudu