Ahmet

Ahmet
@Ahmetgk7
öğretmen
lisans
K.Maraş
18 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Yalnızların en büyük sorunu tek başına özgürlük ne işe yarayacak Bir türlü çözemedikleri bu ölü bir gezegenin soğuk tenhalığına Benzemesin diye özgürlük mutlaka paylaşılacak suç ortağı bir sevgiliyle
Reklam
"Sakın bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter."
Bunun üzerine halk, beyinsiz, dilsiz, gözsüz kelleleriyle dağılmak üzereyken aralarında canından bezmiş biri: "Böyle başın da bana lüzumu yok!" diyerek boynuzundan tuttuğu kelleyi fırlatıvermiş. İşte o zaman herkesin şaştığı bir şey olmuş; hızla gidip sırça köşke çarpan kelle orada "Şangır!!!" diye koskocaman bir gedik açmış. Halk her şeyden sağlam, hiç bir zaman yıkılmaz, kırılmaz bildiği o sırça köşkün bu kadar çürük olduğunu görünce elindeki kelleleri birbiri arkasına fırlatmaya başlamış, göz açıp kapayıncaya kadar tuzla buz olan sırça köşk çökmüş...
Sırça köşkünde gözü doymak bilmez, istedikçe istermiş. Baştakiler doğuştan tembel oldukları, sonradan yanaşanlarda çalışmayı çoktan unuttukları için kendilerini besleyenlere, buna karşılık bir şeyler borçlu olduklarını akıllarına bile getirmezler, yalnız birbirlerinin hizmetine bakarlar, memleketin halkına bir köylünün inekleri ve köpeklerine baktığı kadar bile göz kulak olmazlarmış
"Sırça köşk lazım anladık, ama bu kadar çok odaya, hazır yiyiciye ne lüzum var? Üç ahbabın elebaşısı her odanın vazifesini iyice anlatmış: İşte şu odada ben otururum, sırça köşkün başında ben varım, bensiz işler yürür mü? Ben olmasam sırça köşkünüz olur muydu? Şu odalar baş yardımcılarımızın... Ta gurbet ellerden gelip sizi sırça köşke kavuşturduk, biz idare etmezsek ne köşk kalır, ne siz kalırsınız! "
Reklam