Tanrı ve ölüm korkusu olan, insana merhamet etmeyi bilenler de vardı, hatırlamaya bile değmeyecek, köpek gibi olanlar da. Fakat en kötüleri, çamurun içinden çıkmasına rağmen prens olmuş gibi davranan, toprak köleleri arasından yükselip amir olanlardı!
Kayıtsız kalınabilecek bir şimdiye katlanmak yerine,hayal gücünün olanca gücüyle, geçmiş kötü anılarını geri çağırmaya uğraşmasalardı, insanlar arasındaki acılar da daha az olurdu.
Anacığım sık sık,
"İnsan hiçbir zaman
bütün bütün mutsuz olmaz,
" der dururdu. Gökyüzü elvan
elvan renklere boyanıp da, yeni bir günışığı hücreme
sızıverince, ona hak veriyordum.
"Bulduğun şey, saf maddeden yapılmışsa hiçbir zaman çürümeyecektir. Ve
oraya bir gün geri döneceksin. Bir yıldız patlaması gibi bir anlık ışıktan başka bir
şey değilse o zaman geri dönüşünde hiçbir şey bulamayacaksın. Gene de en
azından bir ışık patlaması görmüş olacaksın. Yalnızca bu bile, yaşamış olmanın
zahmetine değer."