Tutunamayanlar romanında intihar ederek yaşamına son veren Selim Işık, güncesinde şunları yazar:
Yatağın içinde, hiç bir şey yapmaya cesaret edemeden korkuyorum. Kafka'nın korkusu gibi değil; insanın evrendeki hiçliğiyle ilgili bir korku değil. Anlamsız bir korku. Zavallı bir böceğin vücudunda duyduğu ve anlamını bilmediği bir korku. Bitkisel bir korku.
Beni korkutan bu yaşama içgüdüsünü göğsümden söküp atabilsem, bende çekinmeden, gururla, kişiliğimi sürdüreceğim. Fakat eve dönmek bile beni, ne pahasına olursa olsun yaşamak isteyen bir solucan yapıyor. İnsanların, güneşin ve hareketin olduğu yerde ölüm kavramına daha kolay dayanabiliyorum.
Eve dönünce, duvarlara, eşyaya sinmiş olan karanlık düşüncelerim üzerime saldırıyor: ölüme, evde katlanamıyorum. Meselenin derinine inince, beklediğini bulamazsan yıkılıyorsun.