Biz bir kişinin varlığını bütünüyle yargılarsak, onun bizi ölümcül bir düşman olarak görmekten başka seçeneği kalmaz: Çünkü kendisi değişmez olduğu halde, biz onun var olma hakkını ancak bir başkası olması koşuluyla tanımak istemekteyizdir. Bu yüzden, insanlar arasında yaşayabilmek için, herkesin kendi verili bireyselliğini, her nasıl olursa olsun kabul etmeli ve ondan, türü ve yapısı izin verdiği biçimde yararlanmayı düşünmeliyiz; ama ne değişmesini ummalı, ne de onu olduğu hali için yargılamalıyız." "Yaşamak ve yaşatmak" deyişinin gerçek anlamı budur.
Oysa kendi kendime söz vermiştim; bu sefer başka olacak demiştim. Ne talimler yapmıştım: Kendini unutma, kendini unutma, düşün, karşındakine kapılma, önce duymamış gibi yap, acelesi yok, bazı şeyler de bırak kaçsın, yeni bir ülkedesin fırsatı kaçırma.
Hayat talimlere benzemiyor albayım.
"Yorgun musun?" Bana sorulacak en yerinde soruydu. Evet,diye bağıran bir stadyum dolusu ses duydum içimde.
Çok yorgundum. Herkesten çok. Yorgunluğum Tanrı kadardı. Sekiz yıldır uyumuyordum insan gibi.