Ahya

6/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
Beren ile Luthien heyecanla beklediğim ve ön siparişle aldığım bir kitap. (Okuyalı çok zaman oluyor) Tolkien'in tanımıyla Kadim Günler’in Üç Büyük Öyküsü'nden ikincisi. Ölümlü insan Beren'in ve ölümsüz bir elf olan Luthien'in destansı aşkını konu alıyor. Bazı Tolkien kitapları gibi Beren ile Luthien'i de hayatını babasının yarım kalan eserlerini tamamlamaya adayan (hatta Orta Dünya haritasını çizen) Christopher Tolkien yayıma hazırlamış. Babasının Beren ile Luthien'le ilgili tüm elyazmalarını derlemiş, kendi notlarınıda ekleyerek kitaplaştırmış. Dolayısıyla bu bir roman, tek bir hikaye değil. Bilmeyenleri hayal kırıklığına uğratabilir. Ben yayınevinin yaptığı paylaşımlardan kitapta manzum ve mensur kısımlar olduğunu okumadan öğrenmiştim. Beren ile Luthien hikâyesi Silmarillion'da geçtiği için önce Silmarillion'u, sonra Beren ile Luthien gibi detaylı ve farklı versiyonların verildiği bir eseri okumuş olmayı dilerdim doğrusu. Bu kitap okunmadan önce şüphesiz öncelikli okunması gereken Tolkien kitapları olduğu kanaatindeyim. Hobbit, Roverandom ve Yüzüklerin Efendisi serisini de tek kitap sayarsak bu okuduğum dördüncü Tolkien kitabı. Hikâyenin şiir kısımlarında yer yer kitaptan koptum diyebilirim. Christopher Tolkien notları daha ilgi çekici geldi. Ayrıca çok fazla isim yer aldığından yazdığım notlara ya da kitabın arkasındaki indekse çokça dönüp baktım. Beğendiğim ve ileride tekrar okumak istediğim bir kitap oldu. Yorumu bitirirken bu destansı aşkı daha da romantik kılan bir bilgi vermek istiyorum. Tolkien'in mezarında Beren, eşi Edith'in mezarında ise Luthien yazıyormuş❤ Unutmadan, kitabın çevirmeni Tolkien eserlerinde görmeye alışık olduğumuz Çiğdem Erkal. Alan Lee'nin çizimleriyse hayranlık uyandırdı. Dipnot: Christopher Tolkien artık çok yaşlandığını ve Beren ile
Beren ile LuthienJ. R. R. Tolkien · İthaki Yayınları · 20192,640 okunma
Reklam
8/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2020 28. kitabı
Richard'ın serüveni yolda gördüğü yaralı bir genç kıza yardım etmesiyle başlar. Bu iyiliğin onun hayatını kelimenin gerçek anlamıyla tepetaklak edeceğinin farkında değildir. Kendisini Londra'nın büyülü caddelerinin altındaki 'Aşağıtaraf' isimli  garip, karanlık dünyada bulur. Herkes ait olduğu dünyaya dönmesinin imkansız olduğunu söylerken o çabalamaya kararlıdır. Yokyer çok realist bir fantastik kitap değil mi? Herhangi bir kanalizasyon kapağından Aşağı Londra'ya inebilirmişiz gibi. Minimum düzeyde fantastik ögeyle yazılmış. Öyle son zamanlarda çıkan her ayrıntısı birbirine benzeyen fantastik kitaplar gibi değil. Yalın bir dille tanıtıyor dünyayı yazar betimleme varsa da az ama her detaya hakim hissettim. En sevdiğim kısımsa Richard'ın mantıklı bir ana karakter olması. Bir kere adam şaşırıyor yaşadıkları karşısında. Olması gereken tepkileri veriyor hep zaman zaman aklını kaçırdığını düşünüyor.  Fantastik kurgularda en önem verdiğim nokta bu. Yeni bir dünyaya giriyorsun bir dur şaşır değil mi? En başlarda inanma mesela, kabullenme. Çünkü doğaüstü olaylar karşısında tepkilerimizin ne olacağı sabittir. Örneklendirmek gerekirse Ölümcül Oyuncaklar'da Clary Gölge Avcıları denen normal insanlar tarafından görünmez bir toplulukla karşılaşıyor ve çok normal bir şeymiş gibi hiç şaşırmıyor. Richard hem bu açıdan hem de  saçma bir şekilde tüm sorunları çözebilen ana karakterlerden olmaması açısından kitapta en sevdiğim karakter oldu. Diğer karakterleri de beğendim. Tabii en çok kurguyu. Kahraman bakış açısını sevsem de  bu kitaptaki gibi tanrısal bakış açısını hep daha çok sevmişimdir. Kitabın ismini de çok beğeniyorum bu arada. Neden Yokyer peki derseniz cevabı kitapta.
YokyerNeil Gaiman · İthaki Yayınları · 20191,136 okunma

Ahya

, bir kitap okudu
8/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2020 28. kitabı
Neil Gaiman
8.2/10 · 1.136 okunma
8/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2020 25. kitabı
Lyra Belacqua yetim olduğu için cini Pantalaimon'la birlikte amcası Lord Asriel tarafından bizimkine paralel bir evrende olan Oxford'daki Jordan Koleji'ne bırakılır. Bizimkine benzeyen ama farklı da olan bu evrende her insanın "cin" denilen bir hayvanı var. Cinler sahipleri çocukken istediği hayvanın şekline bürünebilirken, sahipleri yetişkinliğe erişince kendilerine bir form seçiyor ve ölene kadar öyle kalıyorlar. Cinler ve sahipleri birbirlerinden uzaklaşamıyor, birbirlerinin duygularını ve fiziksel hislerini paylaşıyorlar. Kolejin hizmetkârları tarafından büyütülen ve on iki yaşına gelen Lyra cini Pan ve en yakın arkadaşı Roger'la birlikte her şeyi oyuna dönüştüren yaramaz bir kız çocuğu. Ta ki amcası Jordan Kolejine tekrar gelene kadar. Lyra Toz ile ilgili duyduklarından ve Roger'ın başına gelenlerden sonra ailesiyle ilgili gerçekleri öğreneceği, dostlar edineceği, yeni bir evrenin kapısını aralayacağı bir kuzey kutbu macerasının içinde buluyor kendini. Serilerin ilk kitapları genelde o dünyayı tanımamız için zemin niteliğinde olur. Bu kitap onun yanı sıra sürükleyici ve dolu doluydu. Aksiyonu az bir bölüm var mıydı diye düşünüyorum da, yoktu. Karakterler ona keza. Hepsini çok sevdim. Mrs, Coulter ve Lord Asriel hariç Farder Coram, John Fa, Ma Costa, Roger, Pan, Iorek Byrnison ne güzel karakterlerdi. Lee Scoresby dizide eğlenceliydi ama kitapta pek bir olayını göremedim. Serafina Pekkala'nın müthişliği peki. Kendisi favori cadım artık. Ve Lyra, cesaretinin yanında zeki de bir kız. Çok bilmiş karakterlerden nefret ederim ama Lyra onlardan biri gibi hissetmedim. Kitabı on yaşındayken okusaydım kesinlikle idolüm olabilirdi. Iorek Byrnison'la dostluğu ve birbirlerine bağlılıkları Her büyünün, karakterin, nesnenin, olayın aynı olduğu kitap evrenleri sıkmıştı artık. Bu
Kuzey Işıkları - Altın Pusula 1Philip Pullman · İthaki Yayınları · 2010474 okunma

Ahya

, bir kitap okudu
8/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2020 25. kitabı
Philip Pullman
8.2/10 · 474 okunma
Reklam