Adia

Kuşkusuz Marx, bir bakıma, XIX. yüzyılda “Saint- Simon’dan Jules Ferry’ye uzanan ilerlemeci akım içinde” bir yer işgal ediyordu. Yalnız arada önemli bir fark vardı:‘İlerleme’nin ereği, Marx için ne liberalizm ne de modernlik anlamına geliyordu. Kapitalizm ise hiç değildi. Tam tersine ilerleme ilkesi, kapitalizmin kendi kendini diyalektik olarak yadsımasında ve sosyalizmi kaçınılmaz kılmasında yatıyordu. Bu bakımdan Marx’taki ilerleme fikri, daha önceki düşünürlerden (örneğin A. Comte pozitivizmindeki “düzen içinde ilerleme” fikrinden)tamamen farklıydı
Felsefe
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Marx’ın uzun yıllara yayılan çalışmasının ürünü olan Kapital, pazar ekonomisini daha ilk cümleden itibaren bir “mal bolluğu” olarak betimler ve bu üretim biçiminde, tarihte ilk defa olarak mallar arasındaki ilişkilerin insanlar arasındaki ilişkileri arka plana atarak onların yerini aldığını ve bunun da bir “mal fetişizmi” yarattığını söyler.
Sayfa 40·Kitabı okudu
Felsefe
“günümüzde, sadece, kişiliğini ortaya koyabilmek için her türlü araçtan dışlanmış olan proleterler, üretim güçlerinin bütününü ele geçirerek ve bu sayede tüm yeteneklerin gelişmesini sağlayarak, artık kısıtlı olmayan, bütünsel bir kişiliğe ulaşacak durumda bulunuyorlar”
Felsefe
Fikir (ideoloji) üretimini maddi üretim sürecinden bağımsız inceleyen Alman “ideolog”ları (Feuerbach,Bauer, Stirner), “evrensel kategori”leri kutsal ve egemen güç odakları sanarak vahim bir metodolojik hataya düşmüşlerdi. Oysa Marx’ın Alman İdeolojisi’nde geliştirdiği düşünce tarzı tamamen ters yöndeydi.
Felsefe
Tarihi planda maddi değişimi de içermeyen hiçbir gerçek özgürlük olamayacağı gibi, insan kişiliğini dönüştürmeyen hiçbir işçilik de olamazdı.
Felsefe