Roman 11. yy’da yaşamış olan İranlı bilge ozan ömer Hayyam ‘ ın hayatı ve Rubaiyat ‘ ının öyküsünü anlatmaktadır.
Kitap iki bölümden oluşmaktadır. Ömer Hayyam bilgeliğiyle ve şairliğiyle her tarafta tanınan birisiydi. Onun tüm hayali Semerkant ‘ı görmek , oranın güzelliğini keşfetmekti. Gittiği yerde başından geçen birtakım olaylar sonucunda kadıyla tanışması ve onun tavsiyesi üzerine eserini bir kitapta toplar. Onun bu şairane ve bilge kişiliği kendisinin devletin en üst kademesine kadar yükseltir. Herkesin takdirini toplar ve kitabını her türlü koşullara rağmen tamamlar.
Kitabın ikinci bölümünde de Benjamin Omer adındaki bir Ömer Hayyam hayranı bu şaheseri bulmak için birçok zorlu yoldan geçer ve macera kitabın Titanic gemisinde kaybolmasıyla son bulur.
Alıntı
”fâni ile bâkinin farkını fark eden için eşya kaç para eder.”
”vay be! görüyorsun aziz okuyucu, birden”beklenen adam” oldum çıktım. ama buna şaşırmayın. sizleri de tek tek şu gökkubbenin altında mutlaka bir bekleyen vardır.
karşılaşmak!…
ah, onu bilemem
onun adı kader.”
”kimse kimse yeterince tanıyamaz zaten gerçeğin ne olduğunu, eşyanın hakikatini bilmiyoruz. hayata ve kendimize dair o kadar meçhul var ki, hangi birini dile getirelim?
Aşk güzeldir.
Saygı ve sevginin nasıl devam edebildiğini yazar oya gibi işlemiş.
Zamanımızda aşk kalmamış dedirtecek kadar kuvvetli nehir müthiş bir ruzgar sizi de alıp başka diyarlara götürecek kara tren ...
hayırlı yolculuklar
Sosyoloji en iyi, kurgu olmayan romanlardan anlaşılıyor. Bir baba bir aile bir dönem ve bir yazar...
Ecel atına gün gelir herkes biner
ister bey ol ister paşa,
iyi insan olmak en esaslı miras ...
Roman hayatın parçası, bu bir hayatın özeti, çocukluk, genclik, yaşlılık, gecekondudan apartmana, iş hayatından askerliğe, şehirden köye, köyden şehre, trajik son ve ölüm. Bir ustanın titizliği ile oya gibi işlenmiş okuyana değer katacak başyapıt.