Uzun soluklu ve yavaş adımların atıldığı bir zaman dilimini içeren bu dönemde, kadınların da insan olduklarını duyumsadıkları, yaşamdan eşit ölçüde yararlandıkları, hatta köle olmak bir yana, doğurganlığın yarattığı şaşkınlıktan olsa gerek, erkeklerden daha üstün bir konuma sahip oldukları da unutulmuş bir gerçektir.
Bu konuda Dicle Üniversitesi'nin bölgede yaptığı çalışmalarda, erkek katılımcılar namus kavramını; "karıcım, bacım, annem, dinin emrettiği, kadınların iffeti, kadının cinselliği ve korunması gerektiği" şeklinde tanımlamışlardır. Namus, cinsiyetler arasındaki ilişki bağlamında ele alındığında erkeğin kadın üzerindeki hâkimiyeti ve denetimini ifade eder. Ataerkil düşüncenin egemen olduğu her yerde olduğu gibi ülkemizde de namus kavramı kadın bedeni ve cinselliğinin erkekler tarafından kontrolü ve denetimi üzerinden temellendirilerek tanımlanır.