İçinde toplumsal artının toplandığı tapınağın bulunduğu köyler, nüfusları artarak, içlerinde çeşitli katmanları barındıran kentlere dönüştüler. Kent ve çevresindeki köyler, kendilerine yeterliliklerini yitirip, birbirlerinin ürünlerine ve hizmetlerine bağımlı duruma düştüler. Böylece kurulan ekonomik, toplumsal, askeri ve siyasal bütünleşme, tapınakla ve dinsel düşüncelerle sağlanan duygusal ve düşünsel bir bağlılıkla perçinlendi.
Bu bütünleşme sonucunda, toplumsal artı üreten katmanlı yapısı, artıyı denetleyen egemen katmanı, düzeni içte ve dışta koruyan ordusu, ekonomik, toplumsal, siyasal işleri yöneten yönetici kadrosu ve farklı katmandan ve meslekten kimselerin nasıl davranacaklarını saklayan yasaları, bu yasaları uygulayan memurlarıyla devlet doğacaktı. Devletin doğuşu için gerekli koşul olan zor araçları yanı sıra, halkı istenen davranışları gönüllü olarak yapmaya kandıran dinsel 'ideoloji'si ile, devlet düzeninde örgütlenmiş Uygar toplum, ilk biçimi ile "kent devleti" olarak belirdi.