Sonuçta hepimiz, hayatta kalanların
çocukları değil miydik? Savaşlar, depremler, kuraklıklar, katliamlar, salgınlar, işgaller, kavgalar
ve felaketlerden sağ çıkanların çocukları... Dolandırıcıların, hırsızların, katillerin, yalancıların,
muhbirlerin, hainlerin, batan bir gemiden ilk kaçanların ve de başkalarının ellerindeki
cansimitlerini söküp alanların çocukları... Sağ kalmayı bilmiş olanların... Sağ kalmak için her şeyi, ama her şeyi göze almış olanların... Bugün hayattaysak eğer, soyağacımızdan birileri “Ya o
ya ben!” dediği için değil miydi?
Varlığımı bir başkasının varlığına bağlı kılmadan var olacağım.
Ne hüzüne yenileceğim
Ne de umutsuzluğa.
Yok saymıyorum hayır,
Hapsolmak istememek benimkisi
Çünkü doğama aykırı.
Ben gökyüzünde süzülen bir serçe kuşu,
Denizin en derinliklerinde de yüzen bir Yunus balığı,
Kafasını camdan çıkarıp rüzgarla dans eden o küçük kız,
Benim varolma mücadelem sürecek
ruhumda umut attığı sürece,
Ben ben için var olacağım.
Evet, ilmektir boynumdaki ama ben
kimsenin kölesi değilim
tarantula yazdılar diye göğsümdeki yaftaya
tarantulaymış benim adım diyecek değilim
tam düşecekken tutunduğum tuğlayı
kendime Rabb bellemeyeceğim
razı değilim beni tanımayan tarihe
beni sinesine sarmayan
tabiattan rıza dilenmeyeceğim.