Alara Can

Tüm "Geliştik!" naralarına ve hakikaten iyileşen teknolojik ve tıbbi şartlara rağmen bugün de söyleyemediğimiz çok şey var. Eskisi gibi Engizisyon mahkemeleri kurmuyor, insanları yakmıyor olabiliriz ama bu, toplumun ahengini bozduğu zaman farklı fikirleri cezalandırmadığımız anlamına gelmez. Atalarımızdan daha az can yakıyoruz, doğru ancak çok da daha açık değiliz yeni fikirlere, özellikle keyfimizi kaçırırsa. Yeni, işimize yararsa güzeldir; işimize yaramadığı yerde bir anda işgüzarlık ya da "icat" olur.
Sayfa 27·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
İnsanın en temel gereksinimi sıkıntı, endişe ve korkularını paylaşmak. Eskiden bunu komşularıyla dertleşmek ya da kilise papazıyla günah çıkarmak suretiyle gerçekleştirmek mümkündü mesela; bu ikincisi insanın içindeki suçluluk psikolojisini elimine etmeye de yarıyordu aynı zamanda. Durkheim' ın Protestan ülkelerde bencil intiharların (Fr. suicide egoiste) Katolik ülkelere göre daha fazla görülmesini, papazların ve kilise törenlerinin verdiği psikolojik desteğe bağladığını unutmayın.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Tarih
Maffesoli'ye göre istediğimiz kadar bireyleştiğimizi düşünelim, gene de bizimle aynı fikirlere ve zevklere sahip insanlarla "yeni kavimler" (Fr. neo-tribalism) kurmadan edemiyoruz. Bu yeni kavimler tarihtekiler kadar uzun ömürlü olmayabilir fakat tıpkı onlar gibi ortak bir kimlik üzerine bina edildikleri ve insan psikolojisindeki bir ihtiyacı karşıladıkları için her yerde karşımıza çıkıyorlar.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Tarih
Zeka ya da yetenekle fark yaratmanın mümkün olduğu kapitalist tüketim toplumlarında bile bireyciliğin riskleri cemiyetçiliğin konforuna yenik düşebiliyor bazen; bunu da göz ardı edemeyiz. Amerika gibi en bireyci yerlerde bile bireyin grup içinde eridiği "kült"lere rastladığımıza göre ...
Sayfa 24·Kitabı okudu
Tarih
Grupların birbirleriyle daha fazla iletişime geçmesinin elzem olduğu yerlerde hoşgörü seviyesi mecburen artıyordu. Avrupa ile İslam toprakları arasındaki hoşgörü farkının bir nedeni de buydu. Doğu-batı arasında sürekli kervanların gidip geldiği İpek Yolu üzerinde yükselen bir medeniyet ile dünya ekonomisinin köşesinde kalıp içine kapanmış bir Ortaçağ Avrupa'sının "öteki"ye yaklaşımı arasında fark olmasından doğal bir şey herhalde olamazdı.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam